İmkanlar dahilinde farklı milletlerin, değişik çevrelerin yazdıklarını takip ediyoruz. Gördüğümüz şudur. 

Kürdler dışında her millet yazar-çizeri, politikacısı, akademisyeni, mağlubiyetlerini zafer olarak kendi toplumlarına sunarlar. Moral verirler. Bununla toplumlarına güven aşılarlar. Düşmanlarının zaferinide yenilgi olarak sunarlar. 

Örnek olsun diye fakat isimlerini burada yazmayı zul gördüğümüz biri Arap, biride kendini Türk sayan devşirmenin biri Kürdleri küçümsemek, kendi devletlerini güçlü göstermek için habire uğraş veriyor. 

Dezinformasyon yüklü yazıları habire piyasaya sürüyorlar. Bir doğru cümlenin yanında on olumsuz belirlemede bulunuyorlar.

Milletlerini haklı ve kahraman gösteriyorlar. Kürdlerin kendilerine mecbur olduklarını sayıp duruyorlar. Gerçi her zaman yaptıkları bir iş ama ABD Başkanı Donald Trump’un Suriye’den çekiliyoruz açıklamasından sonra taban yaptı. Kimi saat başı “Kürdler ha bugün, ha yarın katliamdan geçirilecekler, YPG’de panik başladı,“ deyip duruyorlar. Kimi işgalciliklerini kurtarıcı olarak sunuyorlar. “Kahraman Suriye ordusu Menbiçte“ deyip nara atıyor. Bununla Kürdlere korku salmaya çalışıyorlar. Oysa ırkçı, şoven, işgalcilerin dedikleri hiçbiri olmadı. Olsun onlar masa başında zafer yazarlar. İşleri bu. 


Biri “kahraman Suriye ordusu,“ niye Cereblus, Ezez, El Bab, Efrin’e girmiyor dese bu bu zat ı muhterem ne diyecek? Membiç zaten kurtarılmış. Kürdlerin elinde. Hani “kardeştik“(!) “Kardeşin“ elindeki toprağa davetiyeyle girmeyi “zafer“ diye duyurman neyin nesi? Kurtarılmış bu bölgeye işgalci Suriye ordusunun girmesini zafer olarak göstermek ki öyle bir şeyde olmadı ırkçılığınızın, işgalciliğinizin dışa vurulmasından başka bir şey değildir. Koalisyon Güçlerin hüt demesiyle “kahraman“ ordun yerine çakıldı ne haber. İran ve Rusya yanı başında olmasa o “kahraman“ ordunun hali ne olur? İŞID’ın saldırıyla bir günde toz-buz olan ordun şimdi mi kahraman oldu? Gülmemek elden değil. 


Bu zat ı muhteremlerin yazdıkları Kürdler tarafından habire paylaşılmaktadır. Hatta bu konuda bir rekabet var. Yazılan-çizilenlere kendileri inandıkları gibi, milletide bu ruh haline sokuyorlar. 

Bu yazıları paylaşanlar çok iyi bir iş yaptıklarını sanıyorlar. Aslında Kürdlere en büyük zararı bunlar veriyorlar. 

Ne demek Esad diktatörünü Kürdlere “en büyük devrimci,“ olarak sunmak? 

Ne demek katliamcı, soykırımcı, işgalci Suriye ordusunu biz Kürdlere “kahraman“ olarak sunmak?

Ne demek Kürdlere kurtuluş yolu olarak Türkiye ile birlikte aynı cephede yer almasını dayatmak? 

Biz bu iki devleti çok iyi tanıyoruz. Var oluşlarını biz Kürdleri tarihte yok etme üzeri inşa ettiklerini bildiğimiz gibi her türlü uygulamayı reva gördüklerinin de yaşayanlarıyız. Ama gel görkü bu iki ceberut devletin zat ı muhteremleri kendilerini “sosyalist,“ “devrimci,“ “demokrat,“ “liberal,“ olarak boyayıp, bu da yetmiyor olacak ki katliamcı, işgalci ordularını bize “kahraman“ olarak satmaya çalışıyorlar. 


Kürdleri yanlış yola sevk etmeyi politika edinen sadece bu iki zat ı muhterem değil, ayak altında sürücesi var. Kürdlerin eline kılıç verip emperyalizme salayın diyen mi yok? Bir karış toprağını bağımsızlaştırmayan Kürdlere sosyalizm kurun diyen mi yok? Say sayabildiğin kadar.


Kimse bize ne emperyalizmin kötülüğünü, ne sosyalizmin iyiliğini anlatmasın. Dahası biz Kürdlere beyaz adam tavrını takınıp akıl dağıtmaya kalkmasın. Düşün da yakamızdan. Emperyalizme karşı savaşmak mı, sosyalizmi kurmak mı istiyorsunuz yapın da. Elinizi, kolunuzu tutan yok. Fakat bizi kendi halimize bırakın. 


Evet herkesten çok emperyalizmide, sosyalizmide tanıyoruz. Çünkü her iki sisteminde darbesini yiyen bir milletiz. Yüzyıllardır sorunumuz çözülmemiş olarak orta yerde kaldı. Çözülmemesi için her iki sistem elbirliğince millet düşmanlarımıza yardım etti. Fakat dönem değişti. Emperyalizm yeniden Orta Doğu’ya çeki düzen vermek için müdahale ediyor. Müdahale ettikleride sömürgecilerimiz oluyor. Sömürgecilerimiz gerilerken Kürdlere alan açılıyor. Yok mu diyelim? Emperyalistler bunu kendi çıkarına geldiği için yapıyor. Yaparkende bizim çıkarlarımızla çakışıyor. Bunu es mi geçelim? Sistem sahiplerini anladıkta peki bu “liberal,“ “demokrat,“ “sosyalist,“ geçinenlere ne oluyor? Öyle anlaşılıyor ki bunlarda sistemin sol açıkları oluyor.

Ezeli Kürd millet düşmanlarının sağıyla-soluyla biz Kürdlere dayatığı köleliktir. Çoğu Kürd birey ve çevreleri artık bilerek mi, bilmeyerek mi bu zehir zemberek ağulu düşünceleri Kürdlere taşımada kaldıraç oluyorlar. Bu meselenin bir yanı. Aynı çevreler Kürdler içinde ikinci bir kırılmaya daha önayak oluyorlar. 

Düşman gücünü abartıyor, kendi milletinin gücünü küçümsüyorlar. Bir türlü yenilgi telallığından vaz geçmiyorlar. Bu psikolojiden kurtulmak gerekiyor. Velev ki bir soykırımlada karşı karşıya kalabiliriz. Eli kulağında, geliyorumda diyor. Ama bu dünyanın sonu değildir. Herkes şuna iman etsin ki bu şunuda beraberinde getirecektir. Bizi bağımsızlığa taşıyacaktır. Ezilen, baskı altında olan tüm milletler bu trediyi yaşadıktan sonra bağımsızlığına kavuşmuşlardır. Milletçe bunu bilinçe çıkarıp ona göre örgütlenip kendimizi pratikleştirirsek kazanan olacağız. Bunun tersi olursa zafere olan inancımızı baştan kaybederiz. 

Kimi çevreler bu ruh halini milletimize aşılıyorlar. Bu ruh halleriyle milletimizin inançlarını yitirmesine yol açıyorlar. 

Kürdler milletçe kazanmak istiyorsa önce bu ruh halinde kurtulmalıdır. 

Kürdler kendi milletinin gücüne olan güvenini her halükarda esas almalıdır. 

Bu da, milli bilinçi içselleştirmekle olur. 

Kürdlerin milletçe bir türlü başaramadığıda budur.

Kürdler kurtuluşlarını sağlamak için bunu aşmak zorundadırlar. Bu da, düşmanı düşman olarak bilmekten geçer. Düşmanına karşı kin ve nefretle dolu olmayı ve kendini daima ondan üstün tutmayı gerektirir. Kürdler bu ruhu yakalarlarsa bu bilinçle hem devletleşme politikasına ulaşırlar, hem de milli birliklerini kurarlar. Hedef bu olmalıdır. Bağımsızlığı hedef olarak seçmek ve bu hedef zemininde milli birliği kurmak amaç olmalıdır. Bu da, düşman politik zemininde çıkmakla olur.

O zaman Kürdler kendisi olur! Kendisi olan Kürd kazanır!

29 Aralık 2018