The Washington Post gazetesinin kıdemli yazarlarından David Ignatius, ABD’nin Suriye’den çekilme kararının ardından Suriye Demokratik Güçleri’nin değerlendirmelerini aktardı.

Ignatius’un SDG komutanı Mazlum Abdi’yle yaptığı telefon görüşmesini aktardığı yazısında, Trump’ın ani çekilme kararı SDG tarafından şaşkınlıkla karşılandığı vurgulanıyor. Kararın sorasında bile IŞİD’le savaşmayı sürdüren ve kayıplar veren müttefiklerine karşı ABD’nin tavrını ‘ihanet’ olarak niteleyen İgnatius, Abdi’nin ABD’nin bıraktığı boşluğu doldurmak için Rusya ve Suriye rejimiyle iletişime geçmeye çalıştığını bildiriyor.

Başkan Trump’ın Suriye’deki ABD askerlerini çekme ve Amerika’nın müttefiklerini kendi kaderlerine terk etme kararından bahsederken Suriye Demokratik Güçleri milislerinin Kürt komutanı Gen. Mazlum Abdi’nin sesi gergin ve kontrollü.

Cumartesi gecesi kuzeydoğu Suriye’deki karargahından telefonla yaptığımız mülakatta hüzünlü bir ifadeyle “bu bizim hiç beklemediğimiz bir şeydi” diyerek devam etti: “Açıkçası, şimdiye kadar Amerikalılar bize söyledikleri her şeyi yerine getirdiler, biz de aynı şekilde … Bu nedenle şaşırdık ve afalladık. Böyle bir karara hazır değildik.”

Mazlum, Trump’ın ani kararı sonrasında teröristlerin yeniden güçlenmesi tehlikesinden bahsetti. İslam Devleti’nin geçen haftaki iletişimi gösteriyor ki, yok edilmek üzere olan halifeliklerini yeniden inşa edebileceklerini ümit ediyorlar. Dahası, Mazlum 2 bin 200 IŞİD üyesini hapis tutuyor, bunların 700’ü yabancı savaşçı. Birleşik Devletlerin ve diğer koalisyon üyelerinin yardımı olmazsa, bu katil savaşçılar eninde sonunda kaçabilir.

Acı veren şu ki, Mazlum Amerikan ordusunun azmini temsil eden Özel Harekat Kuvvetleri’yle yan yana savaşıyordu, şimdi ise Amerika’nın çok farklı bir yüzünü görüyor. “Dürüst olmak gerekirse, kararı duyduğumda ilk düşündüğüm Amerika’nın itibarı oldu” dedi Mazlum ve ekledi: “Çünkü bu karardan sonra insanlar Amerika için ne diyecekler? Oluşturulmuş bütün itibar ve güveni yitirdik.”

Mazlum sert ve gerçekçi bir komutan, 50’li yaşlarının başında, sık, kıvırcık saçları ve çukurlu bir yüzü var. Suriye’ye önceki seyahatlerimde onunla görüştüğümde, dünyanın o bölgesindeki milis liderleri arasında nadir bulunan soğukkanlı ve özenli bir muhakeme gücü olduğunu görmüştüm. Kürt savaşçılar adeta taparcasına onun emirlerine uyuyor ve davalarından vazgeçmiyorlardı.

Kürtlerin başını çektiği güçler, ABD kılavuzluğunda savaşmaya ve ölmeye böylesine hazır olmalarıyla benzersiz müttefikler. SDG güçleri, Amerika’nın hava desteğiyle İslam Devleti’nin Rakka’daki başkentini ve bütün önemli mevzilerini yok etti. Kürtler ve Suriyeli müttefikleri ağır bir bedel de ödediler: 2014’ten bu yana yaklaşık 4 bin ölü ve 10 bin yaralıları oldu. ABD ordusunun bir sözcüsüne göre, aynı dönemde Birleşik Devletler Suriye’de sadece üç asker kaybetti.

Mazlum, Trump’ın kararının şoka uğrattığını, zira ABD yönetiminin Suriye özel temsilcisi Büyükelçi James Jeffrey’nin şahsi ziyaretinden bir hafta sonraya denk geldiğini söyledi. Jeffrey, ABD güçlerinin İslam Devleti ‘kalıcı yenilgiye’ uğratılana, İran’ın askeri güçleri Suriye’den çıkarılana ve ülkeyi istikrara kavuşturacak bir siyasi çözüm bulunana dek çekilmeyecekleri sözünü vermişti. Jeffrey’nin vaatlerinin ‘büyük moral verdiğini’ belirten Mazlum, “ne yazık ki, kısa süre sonra tersi gerçekleşti” dedi.

Amerika daha önce de, siyaseten harcanabilir olduklarında, Kürt halkına sırtını döndü. Mazlum’a, ABD’li danışmanlarla çalışırken, aynı şeyin tekrar yaşanabileceğini hiç düşünüp düşünmediğini sordum. “Doğrusunu istersen, hayır” dedi. Şimdiyse, Trump’ın kararından sonra “Amerika’nın bıraktığı boşluğu doldurmak için” Rusya ve Suriye rejimiyle iletişim kanalları açmak için çabalıyor.

Bir saat süren konuşmamızda beni en çok hayrete düşüren, aslında Kürt bölgesindeki evlerine dönmek ve ailelerini korumak isteseler de Mazlum’un güçlerinin doğu Suriye’de İslam Devleti’nden geri kalanlara karşı kanlı bir harekatı sürdürüyor olmalarıydı. Mazlum, Trump’ın ani kararından sonra teröristlerin yeniden canlanıp Mazlum’un cephe hatlarına 10’dan fazla intihar saldırısı düzenleyince, en az 27 kişi kaybettiklerini, çok daha fazlasının yaralandığını aktardı.

Mazlum, “şu anda kendimiz için, kendi bekamız için savaşıyoruz” diyerek ekledi: “Çünkü tüm savaşçılarımız biliyor ki, kendimizi savunmazsak [İslam Devleti] geri gelecek ve daha güçlenecek, ailelerimizi katledip kafalarını kesecek.” SDG’nin Arap üyelerinin özellikle ağır tehdit altında olduğunu, zira onların hem Sünni teröristlerin hem de İran destekli Şii güçlerin misillemesinden korktuğunu söyledi.

Mazlum, Kürt bölgelerini işgal ederek Kürt terörizmi dediği şeyi yok etmekle tehdit eden Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Trump’ın bir anlaşma yaptığına inanıyor. Mazlum komutanlarına bu anlaşmanın ABD’li askerler tarafından değil siyasetçiler tarafından yapıldığı düşüncesini aktarmış. Ona göre “bu ahlaksızca bir şey, müttefiklerini savaş alanında yalnız bırakmak”, Amerikan askerlerinin asla isteyerek yapmayacağı bir şey.

Mazlum’a ertesi sabah ne yapacağını sordum. İslam Devletiyle savaşmayı sürdüren 10 bin askerinin moralini yükseltmek için cephe hattına gitmeyi planladığını söyledi. Bu tatil zamanında, sadakat hakkında düşündüğümüz bir sırada, işte böylesi bir müttefike ihanet ediyoruz.