Altı yüz yıllık bir imparatorluğun kalıntıları üstüne kurulan devletlerin geldiği yer, 21. yüz yılda, mezopotamyada yeniden şekillenmesi zaten gerekiyordu. Hani o sıkça duyduğumuz cetvelle çizilmiş devletlerin mürekkebinin kanla çizildiğini yaşadığımız son doksan yıl yeterince gösterdi. Bunun en ağırını da kürtlerin, kanıyla oluşturdular.

Bugün kırk milyonluk halkı dört parçaya bölmüş haliyle mezopotamya, yüzyılın yeni ortadoğusuna yön verememektedir. Siz buna petrolden, coğarfik konum ve önemi, rekabetiyle dünyanın ekonomik en belalı bölgesinin yeni şekillenmesinde, kürde sormadan devam etmek isteyenlerin son kozları olarak’da göre bilirsiniz.

Fars, Arap, Türk egemen devletlerin siyasi coğrafyasına bölünmüş kürtler; acem, baas arap ve türk ulus hegomanyasında kendisine sorulmadan doksan yıl geçirdi. Bugün, önce Saddam faşizmi, arkasından esad baas arap milliyetçiliği bu coğrafyada iflas eden siyasi devletler oldu. Siyasi devletlerin kültürel, etnik dokusu şekilsel hegoman klasik sömürgeler statüsünde kaldıkça, o devletlerin temel gelişimi de söz konusu olamayacağını yaşananlar yeterince ispat etmiştir. Modern sömürgelerin dahi kapitalist geçiş sürecinde onca sorunlar yaratırken bu atıl gerçeklik (klasik sömürgecilik) devam edemezdi.

T.C. devletinin bir öteki uzatmalarının altında yatan gerekçeleri, ümmet osmanlı mirasından aldığı büyük demogojisidir. Fakat siyasi ve ulus sürecini 21. yüz yıla taşıyan Kürt uluslaşma ve aydınlanma süreci ve doğal olarak gelişen milliyetçi damarı, devletin var oluş gerekçelerinde politikleşmiş Kürt halkını tatmin etmemektedir. Bugün geçmiş miras dan geldiğini idda eden cesaretin adı ve sahibi Erdoğan türk devleti, yedeğine aldığı milliyetçi ve ırkçı yapılarla, 90 yıllık siyaseti radikal bir dönüşümü türk halkının önüne koymuştur. Çünkü türk devletinin derin oluşumu artık kürt siyasetini ve siyasi oluşumlarını bir beka sorunu olarak görmektedir.

Her ne kadar değişik etnik damarlara sahip olsa da, büyük bir bölümü osmanlı sonrası osmanlı kul, göçer, biçer, asar, keser, uluslardan müslümanlaştırılmış toplama toplumunun (Gürcü, Arnavut, Boşnak, Pomak,Bulgar vb.) son durağı anadolu turan ”türkçülüğü”, akıncı ve yağmacı leş yiyici geleneği, geçmiş yenilgilerinden kalanlarıyla, yeni travmaların son can kurtaranı olarak kabul görmüştür. Bu topraklarda kürtlerin geç kalınmış bir ulus devlet taleplerine, osmanlıdan aldıkları görevi gereği uzmanlaşmış yağmacı zorba çete taktiklerini, önce Ermeni ve hırıstiyanlara daha sonrada Kürtlere karşı uygulamada çok başarılı olmuşlardır.

Bugün onca başarıya rağmen, Kürtlere karşı havlu atmış arap baas milliyetçiliği kürtlerin geleceğini belirlemede fazlaca bir şans tanımıyor. Acem ve türk milliyetçiliği kürtlerin nasıl bir dünyada yaşamak istediğini belirleyecek olması tek bir nokta kalıyor, oda ne yazık ki hesaplaşmak. Görünen o ki türkiye bu hesaplaşmayı Rojavada yapmak istiyor. Her ne kadar acem milliyetçiliği meseleyi ayrı bir kulvarda yani messepsel düzeyde korumaya çalışsada, Kürtler konusunda türkiye gibi düşünmüyor. En azından etnik temizlikten şimdilik uzak duruyor.

Kısacası türk turan, azgın milliyetçiliği ile Kürt siyaseti, Rojava da hesaplaşmanın eşiğinde. Bugün yada yarın, bu hesaplaşma, bu devlet kafasıyla zaten kaçınılmaz. Burada kürtlerin kaybetmesiyle sorunun çözüleceğini sananlar yanılıyorlar. Çünkü kürtlerin türkiye ile son ortak bağlarının rojavada yaşananlarla dramatik olarak çözüleceğini her kürt kendi benliğinde hissedecektir. İşte asıl o zaman kürtler ilk defa o ağızlara sakız yapılan milliyetçi duygularla, ya kazandığını yada kaybettiğini anlayacak. Kısacası tepki milliyetçiliği işte asıl o zaman kürt milliyetçiliğine dönüşecektir.

Biz kürt sosyalistleri aynen türkiyeli, acem ve arap yoldaşlarımızla birlikte savaşlı gelişmelerden uzak, savaşsız bir yeni dönem için uğraşmaya devam edeceğiz. Fakat sonuçlar istediğimiz gibi gelişmezse, en azından arda kalan, halkların kardeş ilişkisini en az hasarla atlatmanın yollarını aramakla geçecek. İnasanlık ve sınıf kardeşliği adına buna mecburuz. Geriye kalan sahte solcular zaten milliyetçi, ırkçı, siyasetin birer yan çırası olarak cephede, aynen geçmişte almanya faşizmine meze oldukları gibi, savrulacaklar. Başta kemalist solcular ve sosyal şövenler bu yolun yolcusu olarak tarihe gömülecekler.

Ama kürtler hiç bir zaman dünkü gibi bir eski hayatı yaşamayacaklar. Bunu çok ağır bedelle ödeseler de bu hesaplaşma sanırım 21. yüz yılda kaçınılmaz olacak. Zaten diğer bağımsız uluslar gibi, olanları yaşamaya mecburlar. Her ulusun tarihi, kapitalist sistemde ne yazık ki kanla yazılmış.