Kürd milliyetçiliği ve Kürdistan yurtseverliği kimsenin tekelinden değildir. Bu, ne sağın, ne solun tekelindedir. Her iki kanattanda yurtsever olan kesimler olduğu gibi ihanet eden kesimlerde vardır. Burada belirleyici olan Kürdlerin millet olmasından doğan doğal haklarının savunulması ve sömürgecilerimizle olan ilişki ve çelişkisidir. Kıstas budur. Meselelere bu pencereden bakılırsa kimin milliyetçi ve yurtsever ve de ihanetçi olduğu açığa çıkar. Buradan kimin dost ve düşman olduğu ve onlara nasıl yaklaşılması da açığa çıkar. 



Burada sömürgecilerimiz ve de yaşadığımız coğrafya üstünde çıkarı olan devletlerin tutumuna bakmak gerekir. Kime nasıl yaklaşılması gerekir meselesini açığa çıkarmak Kürdler açısında bir zorunluluktur. Yapılacak en ufak bir hata kaybetmeye yol açar. Bu nedenle düşmanlarında, müttefiklerinde politikalarını net olarak doğru kavramayı gerektirir. 

ABD, GOP (Genişletilmiş Orta Doğu Projesi) ile bölgemize müdahale etmiştir. Orta Doğu’ya yeniden bir şekil vermeye çalışmaktadır. Sömürgecilerimizi hedef tahtasına koymuş, Kürdleri müttefik ilan etmiş bulunmaktadır. Sömürgecilerimiz bunun ne anlama geldiğini görmekte ve bunu engelemenin politikasını oluşturmuş bulunmaktadır. Bunu kavramayan Kürd siyasal güçleri olmaktadır. ABD’nin politikalarıyla uyum içinde bir politika oluşturmuş değildirler. Kürdlere kaybetirecek politika budur. Oysa ABD plan ve projesini kurarken hesaplarını Kürdler üzerine kurmuştur. Sömürgecilerimizi geriletmeyi burada görmektedir. İsrail’in geleceğini bu politikada görmektedir. Ona bir müttefik kazanmanın mücadelesini vermektedir. ABD şunu çok net olarak görüyor. Orta Doğu’da Batı değerleriyle uyuşacak bir millet varsa o da Kürdlerdir. Bu nedenle Kürdlere bir statü kazandırmayı politika edinmiş durumdadır. Kürdler buna uygun bir politika oluşturur ve kendilerini buna göre pratikleştirirlerse kazanan olurlar. 

Sömürgecilerimiz ABD’nin bu politikasını kavramış ve bunu engelemenin mücadelesini vermektedirler. Bunların başını İran ve Türkiye çekmektedir. Eskiden de olduğu gibi şu anda da Kürdlere en çok zorluk çıkaran devlet Türk egemenlik sistemidir. Türkiye’nin tutumu açık ve nettir. Kürdlerin bir statüye kavuşmaması için elinden ne geliyorsa ona baş vurmaktadır. Bu nedenle 70 seneye yakın ABD ile var olan müttefiklik konumunu bile terk ettiği bilinmektedir. Nedeni ABD’nin Kürd/Kürdistan politikası olduğu açıktır. Yoksa Türkiye’nin ABD ile bir başka sorunu yoktur. Bu nedenle ABD’nin bölgemize müdahale eden politikasını boşa çıkarmak için her yola baş vurmaktadır. Kendine zorluk çıkarmaktadır. Bundan vaz geçmesi için ABD’den şu istemlerden bulunmaktadır. 

Türkiye’nin ABD’den istediği Kürdistan’ın Güneyi ve Güneybatısı’nı kendi denetimlerine verilmesidir. Türkiye’nin bu istemi karşılık bulunmayınca “kendi göbeğini kendin kes,“ hesabıyla birçok girişimlerde bulunmaktadır. Amaç Efrinden Şengal’e kadar tüm Kürd topraklarının işgalidir. Her ne kadar sözlü olarak ifade edersede bunu mevcut koşullarda direk olarak bir işgal hareketi ile göze alamamaktadır. İşi bombalamalar ve roket atmalarla götürmeye çalışmaktadır. Son Şengal ve Mahmur’u bombalamalarının nedeni budur. Bununla bir yerde ABD’nin tutumunu test etmektedir. ABD buna bakarak şu an Türkiye’ye karşı bir savaş açmaz. Fakat ABD, kendilerini bu konuda defalarca ikaz ve hatta tehdit ettiği biliniyor ama Türkiye tutumundan vaz geçmiyor. Sorunu kendi “beka sorunu“ olarak görüyor. Her halükarda Kürdler bir statüye kavuşmamalı üzerine politikalarını belirlemiş ve buna uygun kendilerini pratikleştiriyorlar. 

Başta Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Türk egemenlik sistem yetkililerin Kürdlere yönelik açıklama ve uygulamalarını kimi Kürd çevrelerce bunun sorumlusunun ABD’yi görüyorlar. Bunu anlamakta zorluk çekiyoruz. Defalarca açıkladık. Türkiye politikasını belirleyen ABD değildir, kendi derin devletidir. Bu politikanında ABD karşıtı bir politika olduğudur. ABD’nin yaptığı dönem gereği bunun önlemini aldığıdır.

ABD’nin işi zor. Tüm dünya ile savaşıyor. Orta Doğu’ya müdahale etmesiyle tüm dünyayı karşısına aldığını görmek gerekir. Bunu aşmak için kendi politikasına uygun olarak öncelikleri var. Şu an ki birinci önceliği Suriye ve İran sorununun çözümüdür. Bunu çözmeden ikinci bir cephe açmak istememektedir. Bunu fırsat bilen Türkiye kendini habire dayatmaktadır. ABD bunu görüyor ve onu idare etmeye çalışıyor. Ne zamana kadar? Bunuda Türkiye’nin atacağı adımlar belirleyecektir. Türkiye, ABD’nin hakim olduğu alanları işgal etmediği sürece ABD ona yönelmeyecektir. Suriye ve İran’ı bırakıp askeri olarak Türkiye’ye yönelmeyecektir. ABD her ne kadar Türkiye’yi GOP içinde telaki etsede onun sırasının Suriye ve İran sonrası olduğunu da defalarca belirtmiş bulunmaktadır. Türkiye bunu doğru okuyor ve ona göre tedbirlerini bugünden alıyor. ABD’nin planını bozmak için elinden ne geliyorsa onu yapıyor. Bunun için yapması gereken Kürdleri “terörist“ ilan ederek onlara saldırarak ABD’nin müttefik ilan ettiği Kürdlerin bir statüye kavuşmaması için elinden geleni yapıyor. 

Bunun için YPG ve de ABD’nin denetiminde olan Fırat’ın Doğusu’ndaki Kürdistan topraklarının işgalini gerçekleştirmek istiyor. YPG burayı ölümüne savunacağı kesin. ABD’ye gelince bunu kabul etmeyeceğini resmi kanallardan defalarca açıkladı. Bunun tedbirini aldı. Sınır boylarında ABD askerleri tarafından korunan karakollar kurdu. Radar sistemini devreye koydu. Türkiye’ye gelirsen benimle savaşmayı göze alarak gel mesajını verdi. Buna rağmen Türkiye girer mi derseniz her türlü ihtimal mümkündür. ABD ile savaşmayı Türkiye göze alır mı derseniz biz bu aşamada mümkün görmüyoruz ama bir delilikte yapabilecek bir potansiyele sahip bir ülke. Şu an Türk ordusu ABD düşmanı Avrasyacıların elinde. Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk ordusu üzerinde bir etkisi yok. Ki her ne kadar Türkiye’deki sistemin mevcut olan tüm kanatların ortak paydası “beka sorunu“ olsada kendi aralarında iktidar kavgasıda bayağı derindir. İran ve Rusya’nın kışkırtmasıyla ABD düşmanı Avrasyacı kanadın eliyle Recep Tayyip Erdoğan AKP’sini bir maceraya sürükleyebilirler. Buradan Recep Tayyip Erdoğan AKP iktidarının tasfiyesini hesaplama üzeri bir politika uygulayabilirler. AKP’de, ABD’de bunu görüyor. Bu nedenle ABD ehveni şer olarak bu dönem Türkiye’nin başında Recep Tayyip Erdoğan’ın kalması tarafı bir politika izliyor. 

Olan biten budur. Bunu ABD ve de Recep Tayyip Erdoğan’da görmektedir. Dahası Türkiye seçim atmosferine girdi. Recep Tayyip Erdoğan ekibi Avrasyacı kanadın politikasını bilsede o da bu atmosferde milliyetçi oylara oynamak için savaş politikası yanlısı bir politika sürdürmeyi kendine zorunlu görmektedir. İktidarını korumayı bu politikada görmektedir. Dayanakları halk ve de devşirdiği cihatçı terörist gruplar olmaktadır. Bunlara dayanarak Avrasyacı kliklere karşı iktidarını koruma mücadelesi vermektedir. 

Bu koşullarda Türkiye’de bir iç savaş çıkar mı derseniz kimi çevreler mümkün dersede bunun koşullarının olmadığını öngörmekteyiz. İran ve Rusya her ne kadar Avrasyacıları kışkırtsada buna yeltenecekleri şartları yoktur. Böylesi bir iç savaş koşullarında ABD’nin tavrı Avrasyacılara karşı olacağı, Türk yönetimini Avrasyacıların eline geçmemesi için devreye gireceği kesindir. Bunun dışında şu an Türkiye’ye karşı bir askeri hareket plan ve projeleri yoktur. 

Çok merak edenlere diyeceğimiz şudur. ABD’nin Türkiye devlet sınırları içinde sayısız askeri üsleri, Büyükelçiliği, Konsoloslukları, sivil kurumları ve iş alanında sayısız şirketleri vardır. Ne zaman buralarda bir hareketlilik, boşalma başlarsa savaş gündemdedir sonucuna varabilirsiniz. Bunun dışında kimse şu an ABD’nin Türkiye’nin Kürdlere yönelik şu bu uygulamaları nedeniyle savaş açmayacı bilinmelidir. Türkiye’ye karşı savaş Suriye ve İran sorunun çözümünden sonra beklenilmelidir. Bu, ABD’nin plan ve projesidir. Birde Türkiye’nin plan ve projeleri var. Onlar bu süreçte ne yapar kesin bilmiyoruz. ABD ile bir savaşı göze alırlar mı bilinmez. İllaki Suriye ve İran’dan önce biz hesaplaşalım der, kendilerini dayatırlarsa bu koşullarda ABD’nin sabrı taşar, buyur der. Sonuç ne mi olur? Türklerin payına düşen başlarına geçirilecek çuval olur. Bunun sonuçlarıda belidir. Suriye ve İran öncesi Türkiye bölünür. Haydi hayırlısı.

14 Aralık 2018