Bazı konuların tekrarını çok yaptığımız doğrudur. Bize göre bu, bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Çünkü sorunumuz çözülmemiştir. Sorunu çözümsüz bırakan ve çözmeye çalışan güçlerin kimler olduğu meselesinin açığa çıkarılması kaçınılmazdır. Kimlerin müttefik, kimlerin düşman olduğu meselesi çözülmeden, buna uygun bir politika oluşturmadan zafere yürümek mümkün değildir.

C4A483EC-8F10-495A-B874-85F39A2E5218

Bu durumda sorunumuzu çözümsüz bırakmaya çalışanlar düşman, çözmeye çalışanlar müttefiğimizdir. Buna uygun bir politika izlediğimiz oranda başarılı oluruz.

Bakınız! ABD, dünyaya yeni bir çeki düzen vermeye çalışmaktadır. Coğrafyamızda bir savaş yaşanmaktadır. İsmi konulmamış 3.Dünya savaşıdır, bu. Bu savaşı verirken görünen o ki tüm dünyayı karşısına almış bulunmaktadır. Hatta eski müttefiklerini bile. ABD’nin işi zor. Tüm bu zorlukları aşabilecek mi? Evet aşar, aşacak. Çünkü dünya gücüdür. Demokrasisiyle, siyasetiyle, ekonomisiyle, askeriyesiyle, kültürüyle, sanatıyla, dahası yönetim biçimiyle bir dünya gücüdür. Dünyayı değiştirmeye çalışırken zorlandığıda görülmektedir. Önünde sayısız engel var. Her engel bir zorluk çıkarmaktadır.

Herkes bir yana ABD’yi zor durumda bırakan güçlerden biri Kürd siyasal hareketleridir. Bizi birinci derecede ilgilendirende budur. Dünyada ABD ile muhalif devlet ve güçler arasında olup bitenleri bir yana bırakalım. Bu güçler arasında süren rekabet ve savaşın biz Kürdlere yansıyan olumlu ve olumsuz yanı olsada esasta bizim sorunumuzu birinci deredece etkiyen değildir. Kürd milletini etkileyen esas sorun ABD ile Kürd siyasal hareketleri arasında yaşanan sorunlardır.

ABD, GOP (Genişletilmiş Orta Doğu Projesi) ile bölgemize müdahale ederken esasta yöneldiği ülkeler Kürd/Kürdistan’ı tahakümü altında bulunduran sömürgeci ülkeler –Irak, Suriye, İran ve Türkiye- oldu. Kendilerine büyük darbeler vurduğu gibi Kürd milletinin önünü açtı. Kürd siyasal güçlere iktidar alanı açtı. Her alanda imkan sundu. Dahası koruma şemsiyesi altına aldı. Bu olan biten az şeyler değildir. Zaten bundan dolayı Kürd millet düşmanları anti-ABD’ci oldular. Yoksa en basiti Türkiye’nin ABD ile ne sorunu vardı? Sorun Kürd/Kürdistan meselesidir. ABD ile Türkiye’yi karşı karşıya getiren sorun budur. Kimi çevreler, -ki bunlar Türklerin solcuları olmakta- suyu bunalıklaştırmakta ve Kürdleride bu cepheye çekmeye çalışmaktadırlar. Bunuda sinsi bir şekilde yapmaktadırlar. Soğuk savaş döneminde kalma “anti-emperyalizm,“ özeliklede bu dönem “anti-ABD’cilik“ kisvesi altında yapmaktadırlar. Amaç belidir. Kürdlerin önünü açan ABD ve müttefik güçlerle karşı karşıya getirmektir. Bu çevreler kurt postuna bürünmüş kuzuları oynuyorlar. Kürd yurtseverlerin bunlara çok dikkat etmesi gerekiyor.

Kürd siyasal güçleride çok yanlış yapmaktadır. ABD’nin yaptığını ve yapmak istediğini tam olarak değerlendiremedi ve de değerlendirmekten çok uzaktır. ABD’nin yapmak istediğini anlamadığı gibi buna uygun bir politika izlemektende çok uzak durdu. Milletleşmeyi bir yana bırakıp kendi bireysel, ailesel, aşiretsel, partisel çıkarlarını esas alıp kendilerini yaşatmayı politika edindiler. ABD’den ziyade sömürgeci güçler ile iş tuttular. Halada bu zemindedirler. Bu politika onları daha ileri taşımayı öngören ABD’nin projesini sekteye uğrattı. Yanı sıra kendileride kaybetti. Her ne kadar mevcut politikalarıyla bugün kendilerini yaşatıyorlarsada gelecektede böyle olacağı garantisi yoktur. Çünkü ABD’ninde bir sabrı vardır. Dahası kendilerine alternatif güç bulmakta zorlanmaz. Kürdistan’ın Güneyi’nde olan biten budur. Kürd siyasal güçleri bundan ders çıkarırsa kazanan olur. Yoksa genelde Kürd milleti, özelde kendileride kaybederler. Sonra ABD niye böyle yaptı denileceği yerde “şu an ben/biz ne yapıyoruz?“ deseler daha doğru olur.

Bir kere Türk, Arap ve Farslarla milletçe tarihsel düşmanız. Bu düşmanlık öyle kolayca ortadan kalkmaz. Kalksın demeklede kalkmayacaktır. Düşmanlığın kalkması bir yana izlerinin kalkması belki yüzyılları alacaktır. Ezeli düşmanla “kardeşiz, dostuz, müttefiğiz,“ demekle ne kardeş, ne dost, ne müttefik olunur. Ki Türk, Arap ve Farsların biz Kürdleri kardeş kabul ettiğide yoktur. Bir kere varlığımızı kabullenmiyorlar. Varlıklarını sürdürebilmek için Kürdleri tarihte yok etme üzerine inşa ettikleri politikaları bilinmeyen değildir. Bunun gereğinide yapıyorlar zaten. Bu bilinmesine karşın bu üç ceberut barbarı kardeş, dost, daha ötesi müttefik ilan etmek akıl karı değildir. Kürdler bu politikalarıyla bunları değiştiremez. Onların değişmesi iç dinamiklerinin mücadelesiyle ancak olur. Veya onlardan daha güçlü dış bir gücün müdahalesiyle olur. Kuşkusuz Kürdlerin mücadelesi ile iç dinamiklere katkıda bulunabilir. Bulunuyorda.

Dahası değişim dediğimiz nedir? Demokratikleşmeleri mi? Demokratikleşmenin dünyada milli meseleleri çözdüğü görülmemişki. İşte Avrupa örneği. İngiltere, Fransa, İspanya, Belçika, Kanada dünyanın en demokratik ülkeleridir ama milli meselelerini çözememişlerdir. Hele demokrasinin desinin okunmadığı faşist ve cihatçı düzenlerin hakim olduğu Orta Doğu toplumlarında nasıl milli mesele çözülecek? Akıl karı mı?

Bu politika sadece ve sadece Kürdlere kaybettirir. Bugüne kadar kaybettirdiği gibi. Bundan sonra kayıp ettirmeyeceğinin garantisini kim kime verebilir? Hiç kimse! Bu nedenle Kürd siyasal güçleri asli görevlerine dönmelidir. Bu da, devletleşmeyi politika edinmektir. Dünyada milletçe ciddiye alınmanın yoluda buradan geçer. Dünya “Kürdler ne istiyor?“ sorusunu sormaktan usandı, ama biz hala hikaye anlatmaktan bıkmadık. “Halklar kardeştir, ortak vatan,“ deyip durduk. Şu bilinsin ki ne halklar kardeştir, ne de ortak vatan diye bir dünya vardır. Var olan dünya, çıkar üzerine oturmuş egemenlik sistemidir. Ya egemen olunur, ya köle. Bunun orta bir yolu yoktur. Var olduğu iddia edilen köleliğin bir başka biçimidir. Kürdlere dayatılmak istenende budur.

Kürdler şunu kavramalıdır. ABD, Orta Doğu’ya yeniden bir şekil verecektir. Kuşkusuz bu uzun bir süreç alsada sonuçta bu başarılacaktır. Bu şu demektir. Kürd/Kürdistan’ı egemenliğinde bulunduran dört sömürgeci devlet parçalanacaktır. Her parçada millet ve mezhepler temelinde yeni devletler kurulacaktır. Millet olarak bizim istediğimizde bu değil mi? Asırlarca bunun mücadelesini vermedik mi? Bunun için büyük bir bedel ödemedik mi? Şimdi bir şans ayağımıza gelmiş. Bunu niye tepelim? Niye bu projeyi boşa çıkaran politikalar izleyelim? Niye anti-ABD’ci olalım? Bunun mantığı var mıdır?

Kürd siyasal hareketleri akılı olmalıdır. Milletimizin çıkarı neyi öngörüyorsa ona göre bir politika izlenilmelidir. Bu politika sömürgecilerimizin “siyasi ve toprak bütünlüğünü korumak,“ olamaz. Bu politikanın sömürgeciliğe meşrutiyet kazandırmanın ötesinde Kürdler açısında bir getirisi yoktur. Kürdlerin politikasının ana ekseni devletleşmek olmalıdır. Kürd milletine kazandıracak ve geleceğe taşıyacak politika budur.

ABD, bunun yolunu açmıştır. Kürdistan’ın Güneyi ve Güneybatısı’nda olan biten ortadadır. Evet Kürdler ölümüne mücadele etti ama alınan mevziler ABD’nin sayesindedir. Kürdler yüzyıllardır mücadele ediyordu. Bir karış toprak parçasını bağımsızlaştırabildi mi? Bağımsızlaştırsa bile korunamadığı Mahabad örneğinde görüldü.

Kürd siyasal hareketleri ABD politikalarını boşa çıkarıcı söylem ve eylemlerden kesinlikle kaçınmalıdır. ABD kötü bir iş yapmıyor. Sömürgecilerimize yöneliyor. Onlara alan kaybettiriyor. Kürdlere alan açılıyor. Bunu görmemek için ya kör olmak lazım, ya da düşman politikalarının iz düşümü olmakla izah edilebilinir. Ne kör olmak lazım, ne de düşmanın taşaronu olmak lazım. Kürt milli davasının aktörü olmak lazım.

Bu politika ABD’nin bölgemizde uygulamaya koyduğu GOP’nide başarıya ulaşmasına büyük katkı sunar. ABD’ye kolaylık sağlar. Bu, aynı zamanda Kürdleri devletleştirir. Yapılması gereken bu olmalıdır.

2 Aralık 2018