2011’den bu yana Rojava Devrimi’ne yönelik çete saldırılarına karşı yürüttüğü etkili mücadeleyle rüştünü ispatlasa da YPG’nin dünya gündemine oturması Ağustos ayı başlarındaki Şengal işgaliyle yaşanmıştı. YPG/YPJ savaşçılarının 3 Ağustos günü Şengal’in işgal edilmesi ardından kaçarak Şengal Dağı’na sığınan Êzidî Kürtleri korumak amacıyla başlattığı harekat, kısa sürede dikkatleri bu bölgeye ve YPG’ye çevirmişti. YPG/YPJ güçleri 10 saat gibi bir sürede binlerce çete arasında çatışarak Şengal Dağı’na ulaşmış, sonraki 2 günlük çatışmalar ardından da Rojava ile Şengal Dağı arasında güvenlik koridoru açmıştı.

 

9CCB0C58-7B50-42B1-893B-3C46720DA0C6

Bu hamle ve koridoru korumak için gösterilen direniş, DAİŞ karşısında sonuç alıcı askeri mücadelede YPG’yi öne çıkarmıştı. Çete gruplarına karşı savaşmak isteyenler için uluslararası katılımların önünü açan temel neden de bu sonuç alıcı askeri mücadeleydi.

İlk başlarda karşılıklı bir çekingenlik olsa da ilgi ve katılım isteğinin artması, yol ve imkanları da çoğalttı. Kısa sürede oldukça yüksek bir sayıda gönüllü DAİŞ çetelerine karşı mücadele etmek için başvuruda bulundu. Alman, İngiliz, Amerikalı, Hollandalı, İtalyan, Meksikalı, Estonyalı, Kanadalı 30’a yakın gönüllü, daha şimdiden YPG saflarında yerini almış durumda.

Bu gönüllüler yapılan antipropagandaların aksine YPG saflarında savaşmak için bırakın para almayı, kendi ekipman ve teçhizatlarını satın alıp getiriyorlar. Gönüllüler içinde vatandaşı oldukları devletlerde uzun yıllar askerlik yapanlardan tutalım, eline silah almamış gençlere kadar geniş bir yelpaze söz konusu. 30 yaşında Ekonomi Hukuku mezunu bir Alman, 28 yaşında çiftçi bir Amerikalı, 4 dil bilen 23 yaşında bir Estonyalı, 31 yaşında İtalyan bir doktor, 2 üniversite bitirmiş 66 yaşında dil öğretmeni bir Kanadalı, 38 yaşında güvenlik görevlisi bir İskoç, bunlardan sadece birkaçı. 

Hemen hepsi vatandaşı bulunduğu devletlerde askerlik yapmış olsa da YPG’ye katıldıktan sonra belli bir süre eğitimden geçiriliyor. Çetelerle savaşta dikkat edecekleri noktalar, kullanılan arazinin ayrıntıları, çatışma alanlarındaki demografik yapı, kullanılan silahlar hakkında teknik bilgiler kısa süreli eğitimlerin temel dersleri. Fakat belki de en önemle üzerinde durulan nokta dil. Birçoğu yolda başlamış öğrenmeye Kürtçe’yi, öğrenemeyenler de geldikleri günden itibaren bir öğretmen arayışına giriyor. Kanadalı dil öğretmeni, daha şimdiden yeni gelecek gönüllüler için küçük bir sözlük hazırladı bile.

Küçük nüans farklılıkları olsa da hepsinin ortaklaştığı temel nokta, savaşın niteliği. Konuşma fırsatı bulduğumuz tüm yabancı gönüllüler, YPG’nin Rojava’da yürüttüğü mücadelenin sadece Kürtlerin mücadelesi olmadığını belirtiyor. Birçoğu bu savaşı iyilik ve kötülüğün karşılaşması olarak görüyor. 

Alman Botan’ın verdiği mesaj hepsinin hislerine tercümanlık yapıyor: “Kürt halkı bizim adımıza, insanlık adına savaşıyor. Ben de kendi adıma ülkemi ve ülkemdeki demokrasiyi korumak için burada savaşmaya geldim. Onlar (DAİŞ) nasıl ki ülkemize gelip terörist faaliyetlerini örgütlüyor, bize, halkıma karşı savaşıyorsa, ben de onların kendilerini güçlü gördükleri yere gelip onlarla savaşabileceğimi göstermek istiyorum. “

Artık kim oldukları, nereden geldikleri ve ne yaptıkları daha fazla biliniyor gönüllülerin. Günü Enternasyonel Marşı ıslıklarıyla karşılayan gençler, gönüllüler, 75 yıl öncesinin ruhunu yaşatıyor. Madrid, Kobanê oluyor. Madrid kapısında “No pasaran” diyen Uluslararası Tugaylar, Rojava’da ilk adımlarını atıyor. 

Kobanê direnişi, sadece dünyanın farklı halklarından insanın umudu olmuyor; ayrıca egemenlerce bölünmüş Kürdistan’ın dört parçasını da bir araya getiriyor; aynı ruhla aynı mevzide savaşa sevk ediyor.

Siyaset dışı bir kurum olması ve tüm toplumsal gruplara eşit mesafede yer alması, YPG’yi Kürtler arasında da oldukça popüler hale getirmiş durumda. Rojava’da yaşayan ve değişik ideolojik, siyasi görüşlere sahip gençler kadar Kürdistan’ın dört parçasından da yoğun bir katılım söz konusu. Sayı bakımından şu anda Kuzey Kürdistanlı gençler ağırlığı teşkil etse de Güney Kürdistanlı gençler de akın akın YPG saflarına geliyor. 

Xanekîn, Celawla, Kerkük, Hewler, Duhok, Şaklava gibi Güney Kürdistan şehirlerinden gelip YPG saflarında savaşan Kürt gençlerinden birçoğu, Rojava’ya yerleşerek yaşamlarını burada idame ettiriyor. Fakat özgün örgütlenen taburlara da rastlamak mümkün. 

Cezaa, Til Koçer, Şengal üçgeninde son 4 aylık savaşta oldukça önemli bir rol oynayan Soran Taburu bu taburlardan sadece biri. Bu taburun sembol ismi kuşkusuz Genco Hasekê’ydi (Emir Fakir Enver). 120 bin civarında Êzidî Kürdün kuşatıldığı Şengal Dağı‘na YPG-HPG güçleri tarafından açılan güvenlik koridorunun korunmasından görevli bir birliğin komutanlığını yürüten Genco, 15 Ağustos günü yaşanan bir çatışmada yaşamını yitirmişti. Defalarca yaralanan ama buna rağmen sıcak cephede yer almak için ısrarından vazgeçmeyen Genco, halen “ulusal birliğin sembolü” olarak anılıyor.

Genco’yla birlikte savaşmış, yaşamış birçok Güneyli genç, Cizîrê ve Kobanê’de savaşın en ön cephelerinde yer almaya devam ediyor. 29 Kasım günü DAİŞ çetelerinin Türkiye topraklarını kullanarak Mürşitpınar Sınır Kapısı’ndan düzenledikleri saldırıyı boşa çıkaran ve karşı saldırıyla çeteleri püskürten birliğin içinde yer alan Bager de bu gençlerden biriydi. 1995 Pencewîn-Silêmanî doğumlu Bager Koçer (Baban Ebu Bekir), Kobanê direnişi şehitlerinden biri olarak ismini tarih sayfalarına nakşetti.