ABD; Murat Karayılan, Cemil Bayık, Duran Kalkan’ın başına ödül koyduktan beri Erdoğan basını büyük bir panik halinda yorumlar yapıyor. Kimisi ABD’nin Türkiye’yi oyalamak için yaptığını, kimisi bunun bir oyun olduğunu, bu oyuna gelmeyeceklerini, kimisi belki yakında, Apo’ya yaptığı gibi her üçünü de getirip Türkiye’ye vereceğini, kimisi PKK’yi gayrımeşru ilan edip, PYD’yi meşru kılmak için yaptığını yazıp çiziyor. Yandaş basının bütün yazarları ABD’nin Türkiye’ye karşı oyun oynadığı konusunda hemfikir gibiler. Bazıları PKK ile PYD’yi ayrıştırarak, her iki örgütü de zayıflatacağını yazsa da geneli karanlıkta ıslık çalan korkaklar gibi: Türkiye’nin ABD zokasını yutmayacağını, artık o günlerin geride kaldığını yazarak, Erdoğan ve yönetimine gaz veriyor.

CF480095-C88E-4510-9940-3C0DC28CEB06

Bu konuda yazılıp, çizilenlere bakıldığı zaman insan sanki ABD, PKK yöneticilerini değil de T.C. yöneticilerin başına ödül koymuş sanır. Derin bir kaygı ve endişe içindeler. Beki de esas endişeleri “güvendikleri dağlara kar yağmasından”, ABD’nin yumuşak karnının QSD tarafından keşfedilmiş olmasından kaynaklanıyordur. Belki de QSD’nin, ABD’nin yumuşak karnını keşfetmesi sadece ABD’yi değil, dün Putin’in izni ile Afrin’i işgal eden Erdoğan zorbasının, ABD’nin izni ile de Kobane’yi işgal etmesinin engellenmesinden kaynaklıdır. Erdoğan günlerdir, sınır kıyısına yığmış olduğu tank ve toplarla Kobane’yi vuruyor, işgal etmek için de ABD’nin göz yummasını bekliyordu. Ama olmadı, ABD izin vermek yerine, devriye gezmek üzere Suriye-Türkiye sınırına Koalisyon askerlerini gönderdi. ABD’nin bu tavrı Erdoğan Türkiye’sini şaşkına çevirdi.

Kuşkusuz ABD’nin hem Suriye’ye hem Kuzey Suriye’ye ve hem de Kürtlere yönelik çok yönlü planları vardır. Ama hem ABD, hem de İsrail Siyonizminin en önemli planının İran üzerine olduğuna kuşku yoktur. Hem İsrail’in güvenliği hem de ABD’nin İran’la olan ilişkileri bazında ABD’nin Suriye’deki varlığının temel unsuru olduğuna kuşku yoktur. ABD’nin bu yumuşak karnını hem QSD hem de PYD-YPG gördüler. O nedenle bu konu üzerinde ağırlıklı olarak durdular. Deyr Zor‘da IŞİD’le savaşırken, bazı IŞİD’liler sıkıştıkça Irak sınırına yöneldiler. Bu durumda QSD, Irak sınırına yönelen IŞİD’liler için Haşti Şabi’yi yardıma çağırdı. Haşti Şabi Irak sınırına gelip yerleştikten sonra bir süreliğine basına de yansıdığı kadarı ile Haşti Şabi ile QSD birlikte IŞİD’e karşı savaştılar. Ancak Erdoğan Kobane’ye yönelik saldırılarını yoğunlaştırdıkça QSD IŞİD’e karşı savaşan güçlerini çekip, Erdoğan’ın saldırısına karşı kendi topraklarını savunmaya başlayınca ABD ile Haşti Şabi’yi baş başa bırakarak gitti. ABD güçleri Haşti Şabi ile karşı karşıya kalınca ABD derinlemesine düşünmek, hesabını buna göre yapmak zorunda kaldı. Haşti Şabi ABD’yi, yerlerini IŞİD’e bildirmekle suçladı. ABD güçleri ise Haşti Şabi’nin yöneticisini yakalama kararı aldı. IŞİD’e karşı olmak yerine birbiri ile kapışmak durumuna geldiler. Bu karşı karşıya geliş ABD’yi tekrardan düşünmeye zorladı.

ABD günlerden beri Erdoğan’ın Kobane’yi topa tutması karşısında sessiz kalmıştı. Hatta QSD’nin kendi topraklarını, Erdoğan’ın saldırılarına karşı savunmak için güçlerini Kobane’ye çekmesi karşısında bile sessiz ve tepkisiz kalmıştı. QSD’nin güçlerini çekmesi karşısında Suriye-Türkiye sınırına Koalisyon güçlerini göndermemişti. Ancak Haşti Şabi ile karşı karşıya gelince QSD’nin güçlerini çekmesinin kendisine neye mal olacağını anlamıştı. Daha önceleri de ABD birkaç kere Haşti Şabi güçlerini bombalamıştı. Ama milis güçleri ile düzenli ordunun savaşının farklı olması nedeni ile Haşti Şabi fazla bir zarar görmemişti. Bu nedenle de Haşti Şabi, ABD’nin burnunun dibine kadar girmekten çekinmemişti. Haşti Şabi her ne kadar Irak’ın oluşturmuş olduğu paramiliter bir örgüt gibi bilinse de İran ideolojisi ve onun maddi olanakları üzerine kurulmuş bir yapılanmadır. Ama şimdilik, Irak toprakları üzerinde mücadele vermektedir. Irak yönetimi bir kaç kez dağıtmak istedi fakat yapamadı. Çıkartmış olduğu bir yasa ile Irak ordusuna tâbi hale getirilerek varlığını devam ettiriyor. Bunu ABD çok iyi biliyor. Çok iyi bildiği için de tavrını ona göre şekillendiriyor.

ABD Irak’ı kaybetti sayılır. Irak’ı ABD işgal etti fakat hayrını İran gördü. Şu durumda Irak hala ABD’nin işgalinde ama, Irak’ta esas sözü geçen ABD’den çok İran’dır. ABD Irak’taki kaybını Suriye’de gidermeye çalışacak. O nedenle de Kuzey-Doğu Suriye’ye yerleşmenin peşinde. Artık QSD bunu çok net olarak görebiliyor, tavrını ve politikasını bu zemin üzerinde yürütüyor. Önceleri ABD Suriye’den çıkacağını söyleyerek, Putin’in yaptığı gibi Rojava’yı Erdoğan’ın eline terk edeceği havası veriyordu. Suriye’ den çekilirim, Kürtleri Erdoğan’ın eline bırakırım diyerek, Kürtleri daha çok kendisine bağlamaya çalışıyordu. ABD’nin yaptıklarının tümünün blöf olduğu, ancak ABD Haşti Şabi ile baş başa bırakılınca anlaşıldı. Bu net olarak anlaşıldıktan sonra, bundan böyle isterse QSD, ABD ile oynamayı gayet rahat yapabilir. ABD’ye karşın Rusya ve Suriye-Şam yönetimi ile ilişkiler geliştirip, kendi geleceğini garantiye alabilir.

ABD bu seferlik de olsa QSD ile kalıcılığını Erdoğan Türkiye’sine PKK yöneticilerinin başına sözüm ona ödül koyarak örtülemeye çalıştı. Tabi ki ABD’nin PKK yöneticilerinin başına ödül koyması ciddi bir iş değil. Değil çünkü PKK yöneticileri illegal profesyonel devrimcilerdir. Sadece profesyonel de değil, militan fedailerdir de. ABD’nin başına ödül koyduğu PKK önderleri öyle ABD’nin sandığı gibi, her dileyenin onlardan haber alabileceği, dolayısı ile de ABD’ye bilgi aktarabileceği alanlarda iştigal etmiyorlar. Kişinin söz konusu liderlere ulaşabilmek için onlarca çemberden geçmesi gerekecek.
Üstelik de arındırılmış bir bölgede yaşıyorlar. Eğer isterlerse onlar MİT elemanlarını yakaladıkları gibi CIA elamanlarını da yakalayabilir, tutuklayabilirler. Aslında ABD PKK’nin üstüne üstüne gitmese kendine iyilik eder. Eder çünkü Kürt ulusu kendisi ile kolay oynanan bir ulus olmaktan çıkalı çok oldu. Bu Erdoğan için de, Suriye-Şam yönetimi için de geçerlidir. Herkesin haddini bilmesinde yarar var.

Kürt ulusu Apo’nun önderliğinde, insanlığa yeni bir model sunarak dünya toplumsal ilerleme yolunda, ulusal modernizenin yerini alma doğrultusunda ilerliyor. Ulusal modernizenin hem kendisi tarihsel ve toplumsal sürecini dolduruyor hem de insan toplumu ulusal modernizenin topluma giydirmiş olduğu deli gömleğinden bıkmış durumda. O nedenle demokratik ulus kuramı insan toplumu için bir kurtarıcı rolü görecektir. Bu aslında en çok da Suriye halkları için geçerli bir yönetim biçimi olacaktır. Suriye halkları, Suriye’yi bugünkü konuma getiren BAAS Partisi’nin ulus devlet yönetiminden kurtulmak için mücadelesini devam ettirecektir. ABD emperyalizminin şimdiye kadar Kuzey ve Güney Suriye demokratik ulus yönetimine ses etmemesinin “hayra alamet” olmayacağını düşünen çok insan var. Ancak belirtmek gerekir ki; başta Trump’ın yönetimindeki ABD olmak üzere ulus devletlerin tümü çok önemli sorunlarla yüz yüzeler. O nedenle dünyanın her yerinde kadınların başını çekmiş olduğu demokratik kitle hareketleri her geçen gün çığ gibi büyüyerek devam etmektedirler.

Diyalektik yasa gereği, bir yanda ulusal modernize tarihsel ve toplumsal sürecini doldurup, tarihin çöplüğüne doğru yol alırken, bir öncekinin sinesinden doğmuş olan demokratik ulus kuramı hayat ağacının yemyeşil dalları arasında hayattaki yerini alma yolunda ilerliyor. Bölgemizde, özellikle de Kuzey-Güney Suriye’de sadece bir iç savaş süreci yaşanmıyor. Aynı zamanda toplumsal yeniden yapılanma süreci de yaşanıyor. Elbette ABD’nin tümüyle bu gerçekliği görerek hareket ettiğini söylemiyorum. Hayır, belki bu gerçeği görenler vardır, ama ABD yönetiminin böylesi bir sorunu olduğunu söylemiyorum.Ancak bölgede ABD’nin kendi çıkarı doğrultusunda davranırken QSD’nin de çıkarını gözetmek zorunda kaldığını vurgulamak istiyorum.

ABD, bir yandan Türkiye, diğer yandan da QSD’nin denetlediği Kuzey’in çıkarını gözetmek zorunda kaldığı için Erdoğan’ın Suriye sınırına yığmış olduğu Türk ordusunun karşısına ABD ve Koalisyon güçlerinin devriye gezmesini sağlayarak haddini bilmek durumunda kaldı. Elbette ABD bunları yaparken çıkarlarını yine de en başa koyuyor. Ama artık QSD’nin çıkarlarını da gözetmeyi ihmal etmiyor. Eskisi gibi “bırakır giderim” tehditlerini savuramıyor. Çünkü ABD kendi çıkarı ile QSD’nin çıkarını yan yana koymayı anlamış ve öğrenmiş görünüyor. Evet ABD bundan dolayı hem Suriye-Türkiye sınırına Koalisyon devriyesi çıkarttı hem PKK liderlerinin başına fidye koydu, hem de QSD’nin ulus devlet çalışmalarına engel olmaktan vazgeçti.

Teslim TÖRE