CB9EFCFB-685A-45EE-BD13-4C35A4FF4FED

Ali DOĞAN

Kürdistan ın kalbinin tam orta yerinde başka devletlerin dış sınırları vardır. Bu sınırlar, Kürdistan ın iç sınırlarıdır. Bu iç sınırların parçalanması, Kürdistan ulusunun birleşmesi ve bütünleşmesi anlamına gelir. Bir ülkenin içindeki sınırlar ortadan kalmadan, ulusun ekonomik ve sosyal özgürlüğü sadece politik bir aldatmaca olarak kalır. Ulusal Kurtuluş ülkenin farklı bölgeleri arasındaki ekonomik ve sosyal entegrasyonun olanaklı hale gelmesi ile mümkündür.  Hiçbir ulus kendi ülkesinin sınırları içindeki başka devletlerin politik sınırlarını kabul edemez. Etmemelidir.

Devletlerin sınırları, ulusların sınırları değildir. Ulusların sınırları üzerinde yaşadıkları ülkenin sınırları ile belirlenir. Ülkenin sınırları ise, ortak dil, kültür ve ekonomik yaşam birliğinin olduğu nüfus alanlardır.  Ülkelerin başka devletler tarafından parçalanması, ulusların parçalanmışlığını meşrulaştırmaz. Parçalanan uluslar, parçaları meşru olarak kabullenemez. Herhangi bir parçanın, özgün parça olmayı meşru olarak kabul etmesi, diğer parçaların meşru olarak asimile olmasına razı olmak anlamına gelir. Bu konuda örnek olarak Makedonya ilginç bir örnek teşkil eder.  Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya Cumhuriyeti ve Arnavutluk topraklarında yaşayan Makedonyalılar tek bir ulus olmalarına rağmen, tek bir parçadaki politik tanımı diğer parçalardaki Makedonyalıların asimile politikasına terk edilmesi anlamına geliyor. Aynı durum Hindistan, Pakistan ve Çin Halk Cumhuriyeti arasında parçalanmış olan Keşmir halkının her bir parçasının diğer parçalardan bağımsız politik iradesi, özgürlüklerinin önündeki en önemli engeldir. Aynı durum parçalanmış Kürdistan içinde geçerlidir.  Kürdistan bir bütündür ve her bir parçanın özgürlüğü, bütünün özgürlüğü ile meşrulaşır.  Hiçbir parçadaki biçimsel özgürlük, bütün ülkenin veya ulusun özgürlüğü anlamına gelmez. Uluslar Kapitalizm çağının sosyal örgütlenmesidir ve bütün parçalar arasındaki ekonomik entegrasyon olmaksızın politik ve sosyal özgürlük sadece bir hayaldir. Güney Kürdistan federe devletinde görüldüğü gibi, sınırlı ve güdümlü özgürlük diğer parçaların özgürlüğünü kısıtlamak ve yok etmek amaçlı kullanıma da açıktır.   Kuzey ve Güney Kore, Kuzey ve Güney Vietnam veya Doğu ve Batı Almanya arasındaki ideolojik ve politik farklılık dış devletlerin pompaladığı enerji ile uzun yıllar sürdürülmüştür. Bunun tarih deki örnekleri, Polonya, Ukrayna ve İrlanda her biri bir birinden zengin tarihsel dersler sunar bize.  Ekonomik ve sosyal zorunluluklar bu ulusların politik birlikteliğinin temelini oluşturmuştur. Bu temel neden ile, Kürdistan ın farklı parçaları arasında ekonomik ve sosyal ilişkilerin gelişmesi, politik irade birliğini de zorunlu hale getirecektir.  Ulusal birliklerin temelinde ideolojiler veya politik istekler değil, ekonomik ve sosyal zorunluluklar her zaman belirleyici olmuştur. Eğer Kürdistan ın farklı parçaları arasında ulusal bir birlik sağlanamıyorsa bunun temel nedeni, ekonomik ve sosyal ilişkilerde yüzyılların yarattığı tahribat ve asimile politikaları vardır. Politik baskının kaldırılması, ekonomik ve sosyal entegrasyonun ilk adımı gibi gözükse bile, Kürdistan gibi sömürge ülkelerde bu çelişkinin tersi de tersi de mümkündür. Daha farklı bir ifade ile, politik özgürlüğün kazanılması aşağıdan yukarı, parçalardan bütüne, ülkenin içinden farklı ülkelere doğru yönelen ekonomik ve sosyal örgütlenme ve gelişim politik özgürlüğün de garantisi olabilir.  Özellikle içinde yaşadığımız dönemde, silahlı mücadele ile kurtuluş yöntemine tek alternatif ekonomik ve sosyal gelişim ağının yaratılıp uluslararası bir düzeye yükseltilmesidir.

Kürdistan özgürlük hareketinin üç aşamalı politik bir stratejisi olması gerektiğini düşünüyorum.  Her biri diğerleri ile uyum içinde olan üç aşamalı bu politik strateji, kısa orta ve uzun vadeli bir seyir izlemeli. Her bir aşama hem Kürdistan ın bütünün de hem de Kürdistan da hak iddia eden devletlerin politik seyrine göre bir kombinasyon olarak ele alınmalıdır.  Her ne kadar ülkenin farklı parçalarındaki ekonomik ve sosyal gelişmişlik düzeyi ve politik koşullar farklı olsa bile, belirli bir parçadaki değişim, herhangi bir stratejik aşamanın politik hedeflerinin gerçekleşmesini engelleye bilecek bir güce sahip olmaması düşünülemez. Kürdistan üzerinde hak iddia eden devletler bu farklı aşamaların süreçlerini uzata bilir veya kısalta bilir. Yeter ki ulusal mücadelenin ekonomik politikası, genel politik stratejisine temel hazırlayabilecek bir örgütlülük ve gelişmişlik düzeyinde olsun.

Silahlı mücadele, genel politik stratejinin ilk aşamasındaki geçici bir süreçtir. Ağırlıklı olarak süreçler halkın demokratik ilkeler ışığında ekonomik ve sosyal örgütlenmeyi temel alan politik mücadele başarısı ile belirlenir. Hem ülke içinde hem devletlerarası politika da ekonomik gelişme ağırlıklı politik strateji, ulusal mücadeleye meşrutiyet kazandırır.  Kapitalizmin devletler arası ekonomik ilişkilerdeki çıkar çelişkileri yasası, özgürlük mücadelesinin kullanması gereken önemli bir silahtır. Özellikle Kürdistan gibi Ortadoğu’nun en muhteşem doğal kaynaklarına sahip bir ülkenin zenginliklerine paydaş olmak isteyen sayısız devletler vardır.   Bugün, kapitalist dünya ulusal çatışmalara çözümü, çok taraflı anlaşma ve özgür seçimlerle belirlenmiş politik iradeyi inşa etmeyi amaçlamaktadır.

Uluslar politik enerjisini ideolojilerden değil, vatan olarak doğup büyüdükleri toprakların ekonomik, sosyal ve doğal zenginliklerinden alırlar. Her insanın duygu ve düşünceleri üzerinde doğup büyüdüğü topraklardan beslenir. Çünkü insanlar ulusal toplumun içinde doğup büyürler. Ülke birey olarak insanın doğup büyüdüğü doğal barınaktır, insanlar o topraklarda sosyalleştikçe ulusların inşasının da temeli olurlar. Dil ve kültür bu uluslara ruhsal birliği sağlar. Ekonomik yaşam ortaklığı ise, ulusların politik birliğinin yegâne güvencesidir. Ülkenin farklı parçaları arasındaki ekonomik ve sosyal ilişkilerde doğal tarihsel süreç içinde oluşmuş olan ilişkiler ağı, politik irade birliğinin temelini oluşturur.   Bu neden ile özgürlük mücadelesinin stratejinin ağırlığını ekonomik örgütlenmenin sağlanmasına endekslenmesi ulusal birliğin doğal koşullarının yaratılması anlamına gelir.  Ekonomik sefalet nasıl ki ulusun parçalanmasını, kitlelerin farklı devletlerde veya hak iddia eden devletlerin metropollerinde mültecileşmesine zemin hazırlıyorsa, sömürgeci politik baskı altında dahi olsa ekonomik canlılık ve doğal üretim ulusal mücadelenin kitleler tarafından daha fazla sahiplenmesine ve ulusal birliğe gerekçe olur. Yeter ki yaratıcı ve devrimci ekonomi politikalar üretilsin. Ekonomik ve sosyal zenginlik ulusun politik birliğin sigortasıdır. Çağdışı gerici aşiret yapıları, her bir parçanın bencil politik güçleri bu ekonomik zenginlikleri talan etmek için sömürgeci devletler ile işbirliğine yatkın olsalar bile, ulusun genel çıkarları bu parçalardaki yapıları er veya geç ulusal birlik içinde eritme yeteneğine sahip olurlar.  

Sömürge bir ulusun en paha biçilmez zenginliği insan kaynaklarıdır. Yaratıcı düşünce ve insana yatırım ulusal ekonominin en önde gelen sermayesidir. Ulusun doğal zenginlikleri, tarihi ve kültürel miraslarının pazarlanma alanı ulusal mücadelenin birleşiminde temel teşkil ederler.

Yarım yüzyıl önce Kürdistan ın parçalanmışlığını özgürlük mücadelesi için bir dezavantaj olarak düşünürdük. Oysa bu durumun aynı zamanda bir avantaja dönüştürüleceğini o zamanlar pek akıl edemezdik. Ülkeninparçalanmışlığı hem dezavantaj hem de büyük bir avantajdır. Diyalektik zıtların birliğidir.  Uzun yıllar dezavantaj olan politik konum şimdi büyük bir avantaja dönüşmüştür.  Tek bir parçada elde edilen özgürlüğün veya zaferin bütün parçalara yansıtılması eskisinden çok daha kolaylaşmıştır.  Geçmişte tek bir parçaya odaklanmak zorunda olan özgürlük hareketi, şimdi bütün parçalarda birden örgütlenme ve gelişme imkanına sahiptir. Bunun yanı sıra ekonomik gelişimin bütün parçalarda sürdürmek için, sosyal ilişkiler ağı ve devletler arası ekonomik dengesizlik ve gümrük tarifelerinden kaynakla birçok fırsat kullanma olanakları yaratılmış olur.

Yüzyıllar süren Kürdistan üzerindeki sömürgeci politikalar artık çökme noktasına geldi. Güney Kürdistan, Rojeva, Kuzey Batı Kürdistan da görünen köy kılavuz istemez. Kürdistan üzerinde hak iddia eden devletlerin hiçbiri demokratik değildir. Savaş geri kalmış despotik devletlerin oyuncağıdır. Sömürge politikası ülkeleri parçalayabilir ama yönetemez. Bu durum Kürdistan ın herhangi bir parçasındaki demokratik özgürlük hareketinin bütün gelişmiş demokratik devletlerden destek alabileceği anlamına gelir.  Dolaylı veya direk desteğin olabilmesi için özgürlük hareketinin hayatın her alanında politik direnme mücadelesini ekonomik ve sosyal ilişkiler ağıyla örmesi ve örgütlemesi gerekir. Parçalar arası ekonomik ve sosyal ilişkiler bir bütün olarak ele alınıp politik mücadelenin enerji kaynağı haline getirilebiliriz. Kürdistan bütün Ortadoğu da doğal ekonomik zenginlikler konusunda en çok tercih edilen ülke konumuna gelebilecek potansiyele sahiptir. Daha şimdiden bölgenin politik haritasında stratejik bir öneme sahip olan Kürdistan, uluslararası ekonomik ilişkilerde de belirleyici bir özelliğe sahip olduğunu değerlendirmek zorundayız. Bir zamanlar uluslar silahlı mücadele ile özgürlüklerine kavuşurdu

Almanya ve Japonya iki farklı dünya savaşında silahlar ile bütün dünyayı sömürgeleştirmek istediler. Başaramadılar ve yenildiler. Silahlar ile yapamadıklarını ekonomideki başarılarını, bilim ve teknoloji ile gerçekleştirdiler. Bugün bütün dünya da Alman ve Japon teknolojik ürünleri dünyamızı sömürgeleştirmiş durumda. Her devlet başkanının makam aracı Alman yapımı Mersedez, her sarayda Japon yapımı Toshiba televizyon var. Berlin duvarını yıkan ekonomik zorunluluk, şimdi Kuzey ve Güney Kore’yi birleştirmekle meşgul.  Ortak dil ve kültüre sahip insanların ekonomik ticari ilişkileri politik sınırları parçalayacak en etkili silahlardır.  Bir ulusun iç sınırlarını yıkmak için başka silahlara ihtiyaç yoktur. Eğer tarihin şu veya bu aşamasında Kürdistan ın bütün parçaları birleşecek olursa, bu ekonomik ve sosyal zorunlulukların devletler tarafından kabul edilmesinden başka bir neden ile gerçekleşemez.

Bir bütün olarak Kürdistan özgür olmadan hiçbir parçanın özgürlüğü meşrulaşamaz. Onunda yegâne yolu ülkenin ekonomik ve sosyal entegrasyonun sağlanacağı politik stratejinin geliştirilmesinden geçer.

Ali Dogan

Kasım 15 2018