B99B6F48-B06F-4EC9-8F8B-ABC7DEFD39C6ABD’nin üç PKK’li önder hakkında aldığı karar sorunlu. Sorunlu çünkü zalime destek, mağdura yönelme yüklüdür. Kürd milleti nezdinde de kabul edilecek bir tutum değildir.

Matthew Palmer’ın Ankara ziyaretinin ardından ABD Ankara Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklama mide bunaldırıcıdır. Türkiye yanlısı, Kürd millet karşıtı bir tutum içermektedir. Soğuk savaş döneminde kalan bir yaklaşımdır.

ABD’nin bu tutumu ABD-Kürd ittifakı ruhuna aykırıdır. Ne ABD’nin, ne Kürdlerin çıkarına olmayan bir tutumdur. Bu tutum ABD hakkında sağ ve sol kesimlerin dünden bugüne izlediği ABD karşıtlığını dahada derinleştirir.

ABD’nin PKK yönetimi ile sorunlarının var olduğu biliniyor. Bunun aşılması için görüşmelerin sürdüğüde biliniyordu. Bu konuda heriki tarafın haklı ve haksız birçok nedenide var. Bunları burada uzun uzun açıklama gereğini duymuyoruz. Daha evvel yazdığımız birçok makalede zaten dile getirmiştik. ABD temsilcisi olarak Ankara’yı ziyaret eden Matthew Palmer’ın bunu Ankara’da Tükleri haklı çıkaracak düzeyde dilendirmesini doğru görmüyoruz. Ki açıklama gerekçesi de hiçte kabul edilecek bir bakış açısı değildir.

Ne demek, “NATO müttefikimiz Türkiye ile terörle mücadele alanında yürüttüğü işbirliğine değer vermektedir.“ Hele üç PKK önderi hakkında çıkarılan kararla ifade edilmesi Kürdler nezdinde alıcısı olamaz. Kürdler bu kararı düşmanlığa sayar. Bu da, ABD’nin ikide bir “Kürdler müttefiğimizdir,“ söylemini boşa çıkarır. Ki Pentagon’da, ABD Dışişleri Bakanlığının bu kararını doğru bulmamaktadır. ABD-Kürdler arasında güvensizliğine yol açacağı düşüncesindedirler. Pentagon’un bu tutumu yerindedir.

ABD’nin PKK ile sorunlarının başında ABD’nin sömürgecilerimize yönelmesi karşısında PKK’nin ileri sürdüğü tezler ve yer yer buna uygun sergilediği pratiğidir. ABD’nin rahatsız olduğu konu budur. Bu konuda ABD tarafından PKK eleştirilirse kuşkusuz sömürgecilerimizin hoşuna gitmez ama yurtsever Kürd kesimlerin desteğini alır. ABD’nin bu konuda görüşlerininde olduğunu biliyoruz. Ama Matthew Palmer’ın Ankara’daki tutumu bunu tersine çevirmiştir. Burada bir çelişki yaşanmaktadır. Evet süreç zorlu bir süreç. ABD’nin birinci önceliği İran ve bu konuda Türkiye’ye ihtiyacı var. Fakat bu ihtiyaç Kürd millet haklarına saldırmakla elde edilemez. Kürdler konusunda Türkiye’nin uyarıldığı ve hatta tehdit edildiğini bilsek bile Matthew Palmer’ın bu tutumu Kürdler nezdinde Türkiye’yi saldırganlaştırılacağı şeklinde okunmaktadır. Bu da, ABD ile Kürdler arasında soğukluk yaratır. Bundan kaçınmak lazım.

Türkiye bir kere GOP’nı iyi okuyor. Neyi amaçladığını iyi biliyor. Kendilerininde bu proje kapsamında olduklarını biliyorlar ki bunu ABD yetkilileri zaten defalarca dile getirdiler. Bu noktadan sonra Türkiye kendi bekası için bir politika oluşturdu ve bu politika GOP’nı boşa çıkarma üzerine inşa edildi. Bu, bilinmeyen bir durum değildir. ABD’de bunu biliyor. Bilinmesine karşın Matthew Palmer’ın açıklamaları sadece ve sadece Kürdler içinde ABD düşmanlığının gelişmesine yol açtı. Bu da, hoş sonuçlar vermez. Bundan kaçınmak gerekir.

Kürd milletinin kendi egemenliğini gasp etmiş dört sömürgeci devlete karşı silahlı mücadele dahil verdiği tüm mücadele biçimleri haklıdır ve meşrudur. Kimsede bunu “terörizm“ olarak adlandırılamaz. Fakat Matthew Palmer’ın açıklamaları bunun tersi ifadelerdir. Ne demek, “NATO müttefikimiz Türkiye ile terörle mücadele alanında yürüttüğü işbirliğine değer vermektedir,“ açıklaması?

Türkiye kime karşı veya daha açık bir ifade ile kime “terörist“ deyip karşısında mücadele ediyor? Bunun Kürdler olduğunu bilmeyen mi var? Hani “ABD-Kürdler müttefikti“?! Müttefiklik böyle mi olur? ABD bu konudaki tutumunu netleştirmelidir. Kürdlerin desteğini almak istiyorsa Kürdlere güven vermelidir. Yanı sıra genelde Kürdler, özelde PKK, ABD’nin sömürgecilerimize karşı başlattığı operasyonun mantığını kavramalı, buna uygun bir politika oluşturmalı ve pratik sergilemelidir. Her iki gücün çıkarına olan politika budur.



11 Kasım 2018