CA0EA76A-70BF-48F1-8233-D8ED5DAF9260

İstanbul da bir konsoloslukta işlenen bir cinayet dünyada konuşuluyor. Cinayetin, kimler tarafından, nasıl ve ne gerekçe ile işlendiği merak konusu.  Bu cinayetin anatomisini kavramak için, suç mahalli devletin politik anatomisini incelemek önemlidir.  Binlerce faili meçhulün olduğu bir ülkede bir cinayetin anatomisini kavramak için devletin fizik yapısını gözden geçirmek yeterlidir.

Devlet ve devleti yöneten hükümetler genellikle, yönetilenlerin genel çıkarları için vardırlar. Oysa Türkiye de devlet tarihin her döneminde yönetenlerin, yönetilenler üzerinde diktatörlüğü olmuştur. Demokratik olmayan bir devlette yasa evrensel doğrular değil, iktidarı elinde bulundurmaya yarayan eğrilerdir. Düzensizliğin düzen olduğu bir devlette, yönetenler her türlü eğriyi doğru olarak yasallaştırabilirler. Hatta bir yasa ile dünyanın yuvarlak değil düz olduğunu bile kanıtlarlar.  Yönetilenlerin sadece yönetenleri seçme hakkı vardır. Denetleme hakları yoktur. İnsan hakları, özgürlükler veya benzeri çağdaş vatandaş hakları batılıların Türk devletine dışardan politik zor ile kabul ettirdikleri politik fantezilerdir.  Türkiye faili meçhuller ülkesidir.

Türkiye de devletin kendi vatandaşlarını sokakta öldürme hakkı vardır. Bu hak, Nisan 2014 yılında çıkartılan yeni MİT kanunun da meşrulaştı. Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde, devletin istihbarat örgütü gizli veya açıktan kendi vatandaşlarını öldürmek hakkı yoktur. Ama Türkiye de bu devletin ve devlete bağlı gizli örgütlerin yasal hakkıdır. Binlerce vatandaşı öldürüldü. Faili meçhul dediler. Yoksul veya zengin fark etmez. Devletin politikalarına karşı olan kim olursa olsun, sonuçlarına katlanmak zorunda. Zenginlerin mallarına mülklerine el koymak bu devletin yüzlerce yıllık geleneği. Türkiye de devlet suç örgütüdür. Vatandaşlardan vergi adında topladığı haraçlar ile geçimini sürdüren suçlular ordusu.  Suç ve suçlular olmadan bu devletin hayatta kalması mümkün değildir.

Egemenlik yasa yapma hakkıdır. Türk devleti kendi sınırlarında egemendir. Kendi vatandaşları üzerinde egemendir. Bu egemenlik kendi halkına karşı bir hakimiyettir. Sorgusuz infaz yasası, 2015 MİT yasası Kanun Hükmünde Kararnameler devletin halklar üzerindeki egemenliği koruma yasalarıdır. Dünyanın diğer devletleri üzerinde egemenlik anlamına gelmez. Dünyada egemen olan, yasa yapan ise, ekonomik ve sosyal olarak dünya politikasını belirleyenlerdir. ABD dünyada egemen olan devlettir. Bu egemenliğini, ekonomik yaptırımlar, devletler arası savaşlar ve hatta istenmeyen devletlerin içinde iç savaşlar olarak kullanır. Cemal Kaşıkçı nın infazında ABD ve Türkiye her ikisi de oyun kurucu olarak cinayetten sorumlu devletlerdir. Her ikisi de cinayetin sonuçlarından ekonomik ve politik kar elde eden devletlerdir. Buna rağmen bu cinayetten birinci derecede sorumlu devlet Türkiye devletidir. En azından bu cinayetin işlenmesine olanak sağlayan politik koşullara sahip olması ve cinayetin uluslararası ilişkilerde politik çıkar çelişkisi olarak kullanması ana kanıtlardır.

Kaşıkçı cinayeti nedeni ile CIA in başı Türkiye’ye geldi. BM Genel Sekreteri Guterres, Cemal Kaşıkçı ‘nın ölümünden derin üzüntü duyduğunu belirterek, hızlı, kapsamlı, şeffaf bir soruşturma çağrısı yaptı.  Bu konuyu neden BM ve ABD’yi ilgilendiriyor. Evrensel adalet herkes için doğru olandır.  Toplumun bütününü oluşturan bireyler, toplum içinde bazı doğal haklara sahiptirler. Uluslar topluluğunun bütünü içinde olan bir ulusun da doğal hakları vardır. Bu neden le gerek insan hakları gerekse ulusal haklar Birleşmiş Milletler yasalarında koruma altına alınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Suudi Arabistan devletleri BM yasalarını hiçbir zaman tanımadı ve hiçbir şekilde bu yasalara uymadı.  Gerek insan hakları gerek se farklı ulus ve etnik grupların sosyal hakları her iki ülkede de yok sayıldı. Ulusların evrensel doğal hakları veya insan hakları sonsuza kadar devletler tarafından yok sayılamaz. ABD in önemli günlük gazetelerden biri olan Washington Post bu olayın devletlerin iç işlerinden çok daha önemli olduğunu yazdı. ABD Dış işleri bakanı Pompeo Suudi Arabistan ve Türkiye arasında mekik diplomasisine başladı.  ABD, S. Arabistan ve Türkiye arasında mutabakat sağlandı. Dünya politikasında egemen olan güçler BM in yasalarını istedikleri zaman kullanıma açar, istemedikleri zaman göz yumarlar. Türkiye ve S. Arabistan her iki ülke de kendi iç işlerinde yüzlerce binlerce faili meçhulün olduğu devletlerdir.  Eğer Türkiye bu cinayet konusunda ısrarcı olursa, kendi kirli çamaşırlarının ortalığa saçılması ile karşı karşıya kalacağı CIA direktörü ve Pompeo tarafından Türkiye ye bildirildi.

Rusya, İran ve Çeçenistan gibi ülkelerin istihbarat örgütleri olduğu kadar bazı Ortadoğu devletleri de Türkiye de istedikleri zaman cinayet işlediklerini kamuoyu çok iyi biliyor.   Türkiye’de faili yabancı olan ve en çok ses getiren olaylar Çeçenlere yönelik suikastlardı. Çoğunun faili yakalanamadı. Ancak polis ve MİT’in yaptığı çalışmalar perde arkasında Rus ajanların olduğunu ortaya koydu. T.C. Adalet Bakanlığı’nın Türkiye’de 2016 yılında işlenen suçlara ilişkin istatistikleri Haziran 2017 de yayınlandı. Bu verilere göre kasten adam öldürmeden 17 bin 856 dosya açıldı. Trafik kazası gibi taksirle adam öldürme suçları eklenince rakam 31 bini aşıyor. Toplam 1948 kişinin cinayete kurban gittiği ve öldürülenlerin 86 ise yabancı uyruklu olduğu açıklanmıştı.

Türkiye bu cinayetin yargılamasının kendisi tarafından yapılmasını istedi. Sanki Türkiye de bağımsız bir yargı varmış gibi. Evrensel adaletin ne olduğu biliniyormuş gibi. Avrupa Birliği mahkemelerine bile hâkim bulamayan bir devlet böyle bir cinayeti yargılayacak niteliğe sahip olabilir mi. Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılan başvurularda mahkemenin 55 yıllık tarihi boyunca Türkiye aleyhine açılan davalardan sonuçlananların %88’i Türkiye’nin aleyhinde ihlal yaptığını karara bağlamış. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) 2010 sonu itibariyle Türkiye’den yapılan başvurularda sonuç bekleyen dosya sayısı 15 bin 200. Türk devleti bırak başka ülke vatandaşlarını, kendi vatandaşlarına bile adil olamayacak kadar çürük bir yargı sistemine sahip.

Bütün sosyal sermayesi din ve milliyetçilik olan bir devletin, vatandaşlarına vaat edeceği hiçbir evrensel adalet yoktur. Bu cinayet Türk devleti tarafından maniple edilen, devletler arası bir çıkar çelişkisinin basına yansımasından başka bir karşılığı yoktur.  Kendi vatandaşlarına değer vermeyen bir devletin, insana değer verebileceğini düşünmek bir aldatmacadır.

Bu cinayette söz konusu insan ve insanlık değil ekonomik çıkardır.  O halde cinayetin gerisi teferruattır.  Tıpkı Türkiye de ki faili meçhul binlerce cinayette olduğu gibi.

Ali Dogan