14459C7B-F619-4909-AD14-F30358ADCAF2Yakında Paris’te 1.Dünya savaşının yüzüncü yıl dönümü nedeniyle geniş katılımlı bir toplantı yapılacak. Bu vesileyle birçok devlet Başkanı orada hazır bulunacak. Birçok görüşmenin yanı sıra Trump ile Putin’de görüşecekler. Aralarında anlaşamadıkları birçok sorun olmakla beraber masada esasta Suriye dosyası olacaktır. Bu konuda ortak bir zeminde buluşmanın yollarını arayacaklar. Bilindiği üzere Suriye ABD ile Rusya arasında egemenlik/paylaşım mücadelesinin merkezi haline geldi. Kim daha büyük pasta sahibi olacak mücadelesi sürüyor ama bu işte Rusya bazı ayrıcalıklarını korusada ABD’nin kazanacağı kesin. Her ne kadar Rusya, Suriye’nin “siyasi ve toprak birliği“ni savunsada bugünden sonra bunun mümkün olmayacağını onlarda görmektedirler. Her halükarda Suriye’ye yeni bir düzen verilecektir. Rusya’nın eski statüde diretmenin esas nedeni aslına bakılırsa ABD planının kabulü halinde buna karşın başka alanlarda ABD’den ne taviz koparabilirim hesabıdır.

Suriye nihayetinde ABD’nin planına uygun bir yapılanmaya doğru evrilmektedir. Rusya istesede, istemesede bunu kabullenmek zorunda kalacaktır. Bu hususta ABD planı açıktır. Üç bölgeli –Kürdistan, Sünni ve Nıuseyri- çözümden yanadır. Bazı çevreler tarafından Sünni kesiminde kendi içinde bölüneceği iddiasının olduğunuda buna eklemek gerekir. Yanı sıra Dürzilerin sorunuda var. Bu arada buna da bir çözüm aranacaktır. İlk başlarda Suriye’de zayıf bir federasyon kurulacak ve sonra her millet ve mezhebin kendi bağımsız yoluna devam etmesi yolu açılacaktır. Bu plan bugünden yarına olacak bir şey değildir. Zaman meselesidir. Fakat gelişmeler bu doğrultuda seyretmektedir.

ABD ve Rusya bu konular üzerinde çalışırken Türk egemenlik sistem sahipleri farklı hesaplar yapmaktadır. Açıkça Kürdistan’ın Güneybatısı’nı (Rojava) işgal edeceklerini beyan ediyorlar. Türkiye bu konuda şansını çok zorluyor. Birçok kapı çalıyor. En son Rusya, Almanya ve Fransa liderlerin katıldığı dörtlü zirve yapıldı. Fakat dörtlü zirvede Türkiye’ye yeşil ışık yakılmadı. “Askeri çözüm değil, siyasi çözüm,“ dilendirildi. Türkiye kime baş vurduysa planını kimseye kabul ettiremedi.

Türkiye’yi esasta Rusya kışkırtmaktadır. ABD planlarını boşa çıkarmak için Türkiye’yi ABD ile karşı karşıya getirmeye çalışmaktadır. Başta Rusya Dışişleri Bakanı Lavron olmak üzere Rus yetkililerin ABD ve Kürdlere ilişkin son dönemlerdeki açıklamaları tesadüf değildir. Türkiye, Rusya’nın bu provakasyonlarına gelir mi?

Türkiye böylesi bir delilik yaparsa kendisi için tünelin sonu olur. Şu an Türkiye’deki güç odakları kendi aralarında bu konuyu müzakere ediyorlar. Ergenekoncular zaman kaybetmeden girelim derken, Türkiye’yi yüzyıldır yöneten odaklar bunu tehlikeli görüyor. “Stratejik konumuzu, Batı ile var olan ekonomik ilişkilerimizi dayatalım ama ABD ile bir savaşa girmekten kesinlikle kaçınalım, hem Rusya’yı, hem Batıyı birden idare edelim. Rusya’nın kışkırtmalarına gelmeyelim,“ noktasındalar. Recep Tayyip Erdoğan’a gelince her iki kanadı idare etmeye çalışmaktadır. Bir savaşa girmek istemiyor, çünkü karşılarında ABD var. Fakat içte kendi konumunu korumak ki Türkiye bir seçim arifesini yaşıyor, bunu oya çevirmek için Rojava’ya girmesini göze alamasada Kürdlere karşı savaş politikası izliyor. Birkaç top atışı ile süreci götürmeye çalışıyor. Buna rağmen Türkiye’nin bu top atışlarında ABD ve özelikle Pentagon çok rahatsızdır. ABD yetkileri üzerinde baskı kurarak Türkiye’nin bir an önce bu tacizlere son vermelerini istemiştir. Zaten bu top atışlarından sonra ABD Başkanı Donald Trump, Recep Tayyip Erdoğan’ı telefonla arayarak ciddi olarak uyarmıştır. Kamuoyunada ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Robert Palladino, tehdit yüklü ama daha yumuşak bir uyarıda bulundu. “Kuzeybatı Suriye’ye yönelik tek taraflı askeri saldırılar, kim tarafından yapılırsa yapılsın, özellikle de Amerikan personeli orada ya da yakınlardayken bizim için büyük endişe kaynağıdır,” dedi. Bu şu demektir: Stop! Türkiye frene basar mı? Basmasa onun sorunu. O zaman boyunun ölçüsünü alır.

Dahası YPG sahadadır. Savaşkan, organizeli ve son teknik silahlarla donanmış ölümüne Rojava’yı Türkiye’ye karşı koruyacaktır. Türkiye’nin Rojava’ya girişi önünde engeldir. ABD’nin Suriye politikasına uygun bir siyaset izlemektedir. Bu ona güç yapılmasının yolunu açtı. O da, Kürd milletini geleceğe taşıyor. YPG, Kürd milli direniş gücü olduğunu savaşçılığıyla ispatlamıştır. Kimi söylemlerine takılmaksızın duruşu milli bir politika olduğunu teslim etmek gerekir. Buna sahiplenmek, desteklemek gerekir. Biz KAWA Hareketi olarak var olan gücümüzle destekliyoruz. Kürdistan yurtseveri olan herkesinde desteklemesi gerekir. Yurtseverliğin gereği budur.

Diğer yanda ne Avrupa, ne ABD, Türkiyeyi kaybetmek istemiyorlar. Türkiye’nin önemli bir stratejik konumu var. Yanı sıra Batının büyük yatırımları var. Bu avantajlardan dolayı Türkiye ile iyi geçinmek istiyorlar. Türkiye’de bunun farkında ve bu nedenle kendini habire dayatıyor. Batı onu bir taraftan altan alırken, diğer yanda ciddi olarak tehdit ediyor. Avrupa bir tarafa ABD ne pahasına olursa olsun Rojava’yı koruyacaktır. Türkiye’nin Rojava’yı işgal etmelerinede müsaade etmez. Böylesi bir işgal ile ABD’nin Suriye politikası çöker. ABD’nin dünya gücü olduğu gerçeği düşünüldüğünde bunu Türkiye’ye yedirmezler. Rojava ABD etki alanı. ABD hakim olduğu bu alana bu kadar yatırım yapmışken, özelde Suriye, genelde Orta Doğu üzerine planını bunun üzerine kurmuşken burayı Türkiye’ye yedirmez. Türkiye kendini ne kadar dayatırsa dayatsın sahada öngördüğü planının uygulama şansı yoktur.

Buna rağmen Türkiye, son günlerde Kobani ve Gréspé çevresini yoğun top ateşine tutuyor. Birçok okuyucumuz özelde endişelerini dile getirdikten sonra soruyorlar. “Türkiye Rojava’yı işgal eder mi?“ Bu konuda kesin bir şey söylemek mümkün değil ama bize göre biraz zor. Her şey ABD’nin kontrolünde. Endişeye gerek yok. ABD Rojava’da olduğu sürece Türkiye’nin orayı işgale girişmesi çok zor ama karşımızda Türkiye gerçekliği var. Ortalık Enver Paşalardan geçilmiyor. Canları sıkılıyor. Birazda kaşınıyorlar. Bir bakmışsınız bir paşa, “ya Bismillah, ya Turan, ya kuran,“ demiş girmişler. Keşke o hatayı yapsalar. İran öncesi sırasını savarlar. Kürdlerde Türk barbarlarından kurtulmuş olurlar. Fena mı olur?

ABD, Türkiye’yi defalarca ya altan alarak, ya tehdit ederek uyarıyor. Buna rağmen bir delilik yaparlarsa ne ala. Bir ara yine “Menbiç’e girdik ha gireceğiz,“ dediklerinde Pentagonlu bir yetkili, “Çok ileri gidiyorsunuz. Kimse bilmesede siz bizi iyi tanırsınız. Daha ileri giderseniz tüm askeriyenizi 24 saate devredışı bırakırız. Buna bizi mecbur etmeyin.“ Bu tehdit sonrası uzun bir süre Menbiç lafı edilmedi. Son günlerde Kobani ve Gréspé çevresinin top atışına karşında da ABD kesin tavrını ortaya koydu.

Fakat buna rağmen Türkiye hele bir şansımı deneyeyim diyerek işgale kalkabilir. Ama çok zor. Türkiye, ABD tarafından bu konuda defalarca uyarıldı. Türkiye bu uyarıların anlamını çok iyi bilen bir ülke. Dahası ekonomik olarak iflasın eşiğinde. Ordu gücünü yitirmiş durumda. ABD ile savaşacak teknik güçten yoksun. Bu durumda ABD ile karşı karşıya gelmeyi göze alamaz. Fakat Türkiye şunun farkında. Şöyle bir muhakemede bulunuyor. Bunu açıkçada basınlarından işliyorlar. “Bir gün GOP kapımıza dayanacaktır. Türkiye bölünmeye çalışılacaktır. O halde niye durup bekleyeyim. ABD, bugün Orta Doğu’da birçok güçler cebeleşirken, Rusya ile sorun yaşarken, İran ile uğraşırken tamda bunun zamanı,“ diye böyle bir hesap yapabilir. Bununla Rusya ve bölge ülkelerin desteğinide alırım hesabını yapabilir. Nihayetinde ne de olsa ABD’nin yüzyılımızın projesini engelliyorum gibi bir gerekçeside var. Böylesi bir girişim askeri olarak olmasada İran ve Rusya’nın teknik, siyasi, diplomatik vs. desteğini alır.

Bu hesap tutar mı? Hayır! Hani derler ya: “Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olma,“ halinide yaşayabilir. Türkiye’nin Royava’yı işgalinin sonu kuşkusuz bu olur. O günden sonra Türkiye için tünelin sonu görülür.

Haydi Türkiye(!) Ne oldu size? Bir Enver paşanız yok mu? Çuvalçı Xeyri dört gözle sizi bekler. Bekletmeyin da..!

2 Kasım 2018