0EFE7F05-1D84-421E-BC1D-C04F178D7A7A

Kürd milletinin sırtında büyük bir kambur var. Bu kambur atılmadan Kürd milletinin kurtuluşu sağlanamaz. Sahi Kürd milletinin sırtındaki kambur nedir? İlk önce bunun bilince çıkarılması gerekiyor.

Bu sorunun karşılığı şudur: Milli siyasetsizlik!

Kürd önderliği, milli siyasetsizliği politika edinmiştir.

Kürdlerin millet olmasından kaynaklı doğal hakkı olan bağımsızlığı ıskalamaktadır.

Bunun yerine sömürgeci sistemi meşrulaştırıcı hedefleri ilkeleştirmektedir.

Bu siyaset Kürd önderliği ile sömürgeci devletleri ortak bir noktada birleştirmiştir.

Buunun sonucu Kürd siyasi hareketi, sömürgecinin Kürdistan’da uzantısı haline gelmesine yol açmıştır.

Kürd önderliği bir yana, sömürgeci güçler, buna niye ihtiyaç duyuyor?

Kürdler bir millettir ve her millet gibi onunda kendini geleceğe taşıması için devlet kurma hakkı vardır. Kürdler bunu sağlayacak büyük bir potansiyele ve dinamiği sahip bulunmaktadır. Kürdlerin bağımsızlık talebiyle sahaya inmesi halinde sömürgeci sistem sarsılır. Sömürgeci devletler, bunun çok iyi farkında. Bu nedenle bunu engelemek için Kürd önderliğin önüne içi boş hedefler koymaktadır Onlar buna mecbur kaldıklarından mı, yoksa gönüllü olarak mı kabul ediyor? Hangi nedenle olursa olsun, sömürgecilerin bir dediğini iki etmiyorlar.

9BCDEB5C-1CA3-4D19-BDB7-32FA7FB407C0

Saddam Hüseyin anılarını yazmıştır. Anılarında çocuklarına ve kendisinden sonra Irak yönetimine gelecek olanlara tecrübelerini yazmıştır. Irak operasyonu sonrası bu yazılar ele geçmiştir. Yazılanların bir kısmı sansürlenmiş, geri kalanları John Nıxon, kitaplaştırıp, basmıştır. Bir bölüm mealen şöyle:

“Çocukluğum ve gençliğim Kürd çocuklarıyla geçti. Onları çok sevdim. Beni yetiştiren dayıma kimdir bu Kürdler diye sordum. Dayım bana, ’Kürdler bu toprakların kadim bir milletidir. Mazlum ama asil bir millettir. Yardımsever bir millettir. Kendilerine sığınanı canları pahasına korurlar. Bizde çok zaman onlara sığındık. Çok yardımlarını gördük. Kürdlerle iyi geçin. Onlarla dost ol, savaşma,’ dedi. Ben de kendime söz verdim. Elime birgün fırsat düşerse Kürdlere yardım edeceğim. Onlara sorunlarını çözmesine yardımcı olacağım. Bunu kendime ilke edindim. Sonra iktidara geldim. Kürd önderlerini çağırdım. Kendilerine para, silah verdim, yardımcı oldum. Birlikte birçok proje yaptık. Sorunu çözmeye kararlıydım. Kendilerine ne istiyorsanız elimden gelen yardımı yapacağım dedim. İsterseniz devlet bile kurabilirsiniz. Bu konuda bir zorluk çıkarmayacağım. Kuşkusuz bu birgünde olmaz. Beni aşan çok engel var. Bir programa bağlayalım. Koşulları yaratalım. Süreç içinde sorunu demokratik kurallar içinde çözelim. Kürd önderleri sorunlara yaklaşımlarından çok memnundular, ama yanımdan ayrıldıktan sonra da Ankara, Tahran ve Şam’ın yolunu tutuyorlardı. Aramızda ne konuşmuşsak olduğu gibi onlara aktarıyorlardı. Anladım ki bunların ipi başkalarının elinde. Bağımsız hareket edemiyorlar. Ben onlara yardımcı olmaya çalışırken, onlar gidip gerçek düşmanlarının kuyruğuna takılıyordu. O devletler de gelip bana baskı yapıyordu. Bana diyorlardı ki, ’Sen bu Kürdleri çok şımartıyorsun. Başımıza bele edeceksin bunları. Vazgeç bu sevdadan.“ Anladım ki Kürd önderlerinin milletini ezen devletlerin tahakkümünden kurtulmak gibi bir niyeti yok. Zerre kadar Kürtleri düşündüğü yok bunların. Kürdleri menfaatleri için malzeme yapmaktan başka bir gayeleri yok. Bu mazlum millete yazık. Kürd liderleri bu millete layık değildirler. Bu gerçeği farkedince, bende onları kendi haline bıraktım. Kesinlikle Kürd milletini onlardan daha çok seviyorum.“

Saddam Hüseyin bunları tarihe not düşmüştür. Saddamın samimiyetine inanıp inanılmaması, Kürdleri sevip sevmediği bir yana, Kürd liderleriyle ilgili söyledikleri yüzde yüz doğru. Çünkü aynı durum bugün de yaşanmaktadır. ABD politikalarını boşa çıkaran tutumları ortadadır. Bunun nedeni açıktır. Çünkü Kürd önderleri sömürgeci ülke başkentlerini kabe biliyor. Sömürgecinin dümen suyundan çıkmıyorlar. Siyasetlerini onlara göre tespit ediyorlar. Düşman adına Kürd milletini kontrol ediyorlar.

Bu kirli ilişkiyi her samimi Kürd yurtseveri görmektedir. Mevcut olan siyasi hareketler içinde bunu gören, bunu aşmak için mücadele edenler var. Kürd miletinin kaderi bu çabaların başarısına bağlıdır.

Geçmişte bunu başarmak mümkün değildi. Ülkemiz dört bir taraftan kuşatılmıştı. Dünya’ya açılan bir penceresi yoktu. Bir sömürgeciye karşı mücadele eden bir Kürd siyasi hareketi cephe gerisini bir başka sömürgeci ülkede kurmaya zorunluydı. Oysa ona kucak açan sömürgeci, onun savaştığı sömürgeciyle işbirliği içindeydi. El birliğiyle Kürdlerle istedikleri gibi oynuyorlardı.

Son zamanlarda durum bir hayli değişti. Amerika’nın bölgeye müdahalesinden sonra Kürdlerin imkanı arttı. Kürdlere alan açıldı. Kürdler eskiye nazaran daha serbest hareket etme imkanı sahip artık. Kürd siyasi hareketleri bunu görmeli, GOP’ni (Genişletilmiş Orta Doğu Projesi) kavramalı. Buna uygun olarak kendilerini yeniden düzenlemelidirler.

Bu da, kuşkusuz haydi deyince olmuyor. Zamana ihtiyaç var.

Umudumuz odur ki Kürd siyasi hareketi bu badireyide aşacaktır. Güneyli siyasal güçleri, buna uygun kendini konumlayamadı. Bu nedenle Kürd milletine kaybettirdi.

Rojava’da durum değişik… Bu bölgede umut verici gelişmeler yaşanmaktadır.

Temennimiz o ki Güney’in yaptığı hataya Rojava düşmez.

Umudumuz odur ki sırtlarına yüklenilen “sömürgeci ülkelerin siyasi ve toprak bütünlüğünü korumak,“ “ortak vatan,“ “halklar kardeştir,“ “birlikte yaşam“ gibi saçma sapan yaklaşımları terk eder, önlerine bağımsızlığı koyan bir politika geliştirirler.

Bu siyaset hem onları, hem Kürd milletini geleceğe taşıyacaktır.

Tüm zorluklara, tuzaklara rağmen umudumuzu koruyoruz. Kürd milleti bağımsızlığına kavuşacaktır.

31 Ekim 2018