D757DA3A-7AD3-4D94-BD54-4BDFE4F0401Aİnsan yaşamında her olay bir aynadır ve her insan o aynaya baktığında kendini görür.
Bu benin dünyaya, insanlara, olaylara bakış açımdır. Hatta kendi adıma ilkemdir.

Her olayda olduğu gibi son günlerde görüntüsü net olan öğrenci andı bu ilkenin ne kadar geçerli olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Birdenbire dost, kardeş, aydın, ilerici sandığımız insanların gerçek yüzlerini yine kendi adıma aynadan pürüzsüz ve net olarak gördüm.

Varlıklarını başkalarının yokluğu üzerine inşa ettikleri tekçi ve inkârcı emelleri ortaya saçıldı.
Sabah akşam birbirine saydıranların şövenizm söz konusu olduğunda nasıl aynı noktaya geldiklerini bir daha gördüm.

Zamlar, yolsuzluklar, tecavüzler önemini yitirdi. Andımız geldi her şey bitti. Diyoruz ki bir orman bünyesinde sayısız ağaç barındırır.
Orman bu ağaçların hepsinin ortak ismidir.
Tek bir ağaçla anılamaz.

Örneğin tüm ağaçlara kavak diyemeyiz.
Diyorlar ki deriz. Bilmem kim bu ormanda ki tüm ağaçlar kavaktır demiş. O halde tüm ağaçlar kavaktır.

Diyoruz ki bir toplumda kadınlar, erkekler, travestiler, çocuklar vardır.  Hepsine erkek denilemez. Diyorlar ki deriz. Filan demiş ki bu toplumda yaşayan herkese erkek denir. Hem zaten hepimiz erkeğiz. Biz erkek deyince tüm cinsiyetleri kastediyoruz.

Biz çoğulcu söylemlerle dedikçe onlarda tekçi söylemlerle diyorlar da diyorlar. Yaptıkları hakaretleri, küfürleri, suçlamaları bir kenara bırakıyorum. Ve kendi adıma onurla kabul ediyorum. Kimin ne dediğine bakmadan kendi adıma bir kez daha yineliyorum. Andımız ve benzeri uygulamalar ırkçıdır, aşağılayıcıdır, bölücüdür ve ahlaksızlıktır.

Ezik devşirmelerin zavallılığından başka bir şey değildir. Ve de benim hiç durmadan kanayan yaramdır. Bilimin gezegenler arası yolculuk hazırlıkları yaptığı, yapay zekâyı tartıştığı bir dünya da Önümüze servis ettikleri bu çağ ve insanlık dışı konuları konuşmak gerçekten bir zulüm.

Ancak tartışmak zorunda kalıyorum. Bir yandan da iyi oluyor. Öfkelensem de, üzülsem de dost ve dost yüzlü dostlarımı tanıyorum en azından. Kardeşlikmiş, çağdaşlıkmış, birlik beraberlikmiş boyalarının döküldüğünü görüyorum.

Zelal yürekli birçok gerçek Türk kardeşimle tanışırken, devrimcilik, ilericilik, Türkçülük taslayan devşirme kafaların yobaz ve inkârcılardan çok daha geride olduklarına bir kez daha tanık oluyorum. Bir de basınından, görsel ve sosyal medyasına kadar ağız birliği etmişçesine “ Andımızdan, Türküm denilmesinden niye bu kadar rahatsız oluyorsunuz” diye sormuyorlar mı?

Bende onlara diyorum ki:
“ Siz niye rahatsız olmuyorsunuz? “

Not:
Son olarak bundan sonra ve yine kendi adıma her adı geçtiğinde bedenimi ve ruhumu yeniden yaralayan bu uygulamayı savunanları muhatap almayacak ve tartışmayacağım.
Mutluluk da, büyüklük de, dünyaya bedel olmak da onların olsun.
“ Kendi mutluluklarından başka düşüncesi olmayanlar kötülerdir.” der Tolstoy. Ben kimliğimle, dilimle, adımla insan ve Türkiyeli olmaya devam edeceğim. İnsan olan ve olabilen tüm zelal yüreklere tüm dillerden SELAM OLSUN.