Her devletin katilleri vardır. Kimisinde derin devlet olarak adlandırılan bu katiller sürüsü kimilerinde de istihbarat teşkilatları olarak karşımıza çıkarlar!

 

F119E181-2C7C-4751-852F-CA86608056D9

Siyasi muhalif Filistinlileri, dünyanın her yerinde suikastlarla öldüren İsrail gizli servisi MOSSAD, dünyanın her yerinde bir çok karanlık cinayet ve işleri yürüten Amerika’nın gizli servisi CİA, Rusya’nın gizli servisi KGB gibi teşkilatlar, kendi devletlerinin katilleri olarak görevlerini sürdürüyor.

Türkiye’de de bu tür cinayetler artık herkesçe bilinmekte. İlk siyasi cinayet olan Trabzon milletvekili Ali Şükrü beyin, Cumhurbaşkanı Muhafız Alayı komutanı Topal Osman tarafından öldürülmesi ile başlayan cinayetler, Sabahattin Ali ve diğerleriyle devam etti.

Derin devlet veya Kontrgerilla olarak adlandırılan, Özel Harp Dairesi, Özel Harekat, JİTEM, MİT gibi kuruluşların da katıldığı 20 binden fazla insanın ölümüyle sonuçlanan cinayetler mahkemelerce gün ışığına çıkarılmış olsa da hiçbir fail ceza almamış, tüm olayların üzeri kapatılmıştır.

Son dönemlerde, gösteri ve yürüyüşlerde, hattâ Nevroz gibi bayram kutlamalarında, açıktan ve yasal görevlilerin yasal silahlarıyla öldürülenlerin katilleri bile görevlerine devam etmektedirler.

Böyle bir dünyada bir ilk yaşandı!

Dünyada ilk defa, bir devlet, açıktan, ortaya çıkacağı biline biline, tüm dünyaya göstererek ya da çok acemi bir şekilde cinayet işledi.

Suudi Arabistan kökenli ve ABD’de yaşayan Gazeteci Cemal Ahmet Kaşıkçı’nın 2 Ekim 2018 tarihinde Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğuna girişi sonrası kaybolmasıyla başlayan kriz, Suudi Arabistan yönetiminin cinayeti üstlenmesiyle de bitmedi.

Cinayetin polisiye kısmı da oldukça garip!

Kaşıkçı bilerek İstanbul Başkonsolosluğuna yönlendiriliyor. Takip altında. Sadece Suudi istihbaratınca takip edilmiyor. MİT ve CİA da bu takibin içinde ve adeta bu cinayetin işleneceği biliniyor ve tüm gelişmeler kayıt altına alınıyor!

İstense önlenebilir olan bu cinayet sadece izlenmekle kalıyor!

Nişanlısı olan Hatice Cengiz ise tam bir muamma! Kendisi hakkında, yok sayılabilir durumda, çok az bilgi var! Belki de o da bu senaryonun bir parçası ve Kaşıkçı’nın İstanbul Başkonsolosluğuna gitmesi için yönlendirme görevi verilen kişi!

Kaşıkçı İstanbul’a giderken Suudi Arabistan’dan 15 kişilik bir ekip de yola çıkıyor!

Görünen o ki Kaşıkçı’nın infaz planı yapılmış, evlilik için evrak alması gerekliliği düşünülerek Hatice Cengiz bu plana dahil edilmiş, infaz yeri olarak düşünülen İstanbul Başkonsolosluğuna yönlendirilmiş, infazı yapacak 15 kişilik tim de Suudi Arabistan’dan yola çıkmış!

Neden 15 kişi?, bir kişiyi öldürmek için çok fazla olan sayının nedeni de anlaşılamıyor!

Kaşıkçı’nın öldürülme korkusu ve bu nedenle Konsolosluğa girmeden önce, Hatice Cengiz’e, AKP Başkanlık Danışmanı Yasin Aktay ile Türk-Arap Medya Derneği Başkanı Turhan Kışlakçı” isimlerini vermesi, aksilik durumunda bunları aramasını söylemesi de oldukça anlamlı.

Olayın tüm gelişmelerinin ve detaylarının medyaya servis edilmesi, ses kayıtlarının varlığı, işin içinde istihbarat teşkilatlarının olduğunun göstergesi. Bir ülkenin başkonsolosluğu yabancı istihbaratlarca dinlenebiliyorsa, bu olayı ve gelişmeleri daha da anlamlı kılıyor!

Öte yandan, Suudi yönetimince cinayetin üstlenilmesi, Kaşıkçı’nın öldürülmesi sonrası kaybedilmesi için “yerel işbirlikçi” ye verilmesi de olayın başka bir ilginç tarafını oluşturuyor ve bu yerel işbirlikçi olaydan 20 gün sonra merak ediliyor, araştırılıyor!

Cinayetin gidişatı ve gerçekleştirilmesine kadar yaşanan süreç kayıt altına alınmış. Bu şekilde kayıt altına alınmasının tek nedeni olabilir. Suudi Arabistan yönetiminin sıkıştırılıp zor durumda bırakılması.

Kaşıkçı’nın sadece bir gazeteci olmaması, geçmişinde istihbarat çalışmasının olduğu dedikoduları, geçmiş yönetimin işbirlikçisi, şimdiki yönetimin muhalifi ve ihvan hareketinin savunucusu ve destekçisi oluşu, cinayet için seçilen kişinin ne kadar özenle seçildiğinin bir göstergesi.

Suudi Arabistan yönetimi, cinayet konusunda aptalca mı davrandı yoksa bu cinayeti herkesin duymasını mı istedi?

Başkonsolosluğa giren bir kişiyi, bina içinde öldürmeyi düşünmek ya aptalca bir plandır ya da çok çabuk ortaya çıkacağı aşikar olan cinayeti açıkça işleyerek dünyayı tehdit etmektir!

Diğer bir açıklama ise, Suudi yönetimini zora sokmak isteyenler tarafından planlanan bu cinayet, yine Suudi yönetimi tarafından yaptırılması sağlanması yönünde düşünülüyor.

Cinayetin işlendiği ortaya çıktığı günden bu güne kadar, cinayetle ilgili yapılan yorumlara, ABD, Avrupa ülkeleri, Rusya ve Türkiye’nin açıklamalarına, İran’ın suskunluğuna bakıldığında, cinayete kurban gidenin önemli bir kişilik olmasına rağmen sevilen bir şahsiyet olmadığı da ortaya çıkmış oldu. Açıklamaların tamamı, Suudi yönetimini sıkıştırmaya yönelik ve ticari kaygılar çerçevesinde.

Ancak ortaya çıkan en önemli detay ise, hiçbir ülkenin vatandaşının yaşamının garantide olmadığıdır.

Her devlet kendi vatandaşını gizli veya açıktan öldürebilir ve bunun hesabını vermek zorunda değildir!

Bu cinayette de cinayet birilerinin üzerine yıkılacak, yönetenler asla bir sorun yaşamayacak!