B337AD9F-E980-4C55-AE38-CE28889B730C

Kandırıldınız “çok bilmişler“(!) “Çok politikler“(!) Sadece siz olsanız umurumuzda değil ama neye üzülüyoruz biliyor musunuz? Kürd halkının duygularıyla oynadınız. Onların umudunu kırdınız. Kürd milletinin bağımsızlık yürüyüşünü sekteye uğrattınız. İşte biz buna üzülüyoruz.

Mesud Barzani, referandum öncesi ABD, AB, BM kastederek, “Hiç kimseyi hesaba katmayız, dinlemeyiz, halkımız ne derse onu yapacağız,“ Iraklılarada, “Irak parlamentosunun kararı Kürdistan’da geçmez,“ diyordu. Gücünün ötesinden nara atıyordu.

Fakat referandum sonrasında, “Biz bu referandumu herhangi bir dayatma için veya sınır belirlemek için yapmadık. Sayın Abadi ve Irak yetkililerine sesleniyorum, sorunlarımızı çözmeye çağırıyorum.“ Bunu demeklede çamura yatıyordu.

Bunun videosunu yayınlıyoruz. Seyredin bakalım. Şimdi net olarak sormak lazım. Adam işi gücü yalana bindirmiş. Bir ayağını kaldırıyor bir yalan atıyor, araya zaman koymadan diğer ayağını kaldırıp ilk söylediğinin tersini söylüyor. Şimdi bu adamın inandırıcılığı nerede kaldı? İlkinde bağımsızlık ipine sarıldı, halkın duygusuyla oynadı. Bu, halkın duygularını sahtekarca sömürülme olmuyor mu? İkincisi, Iraklılara yalvarıyor. Bizim referandumu dayatmada bulunmak ve yeni bir sınır çizmek için yapmadık diyor. Bu, sömürgeciye yalvarma oymuyor mu?

Burada maskeler düşüyor. Sınır çizmeyeceksen, bağımsızlık ilan etmeyeceksen peki niye referanduma gittin? Kime güveniyordun ki tüm dünyaya meydan okudun? Arap şövenizmini niye azdırdın. Karşı koyamayacaksan Kürd halkına saldırma zemini niye yarattın? Yanı sıra referandum pusulasına basılan parmak izlerinin boyası korumadan niye Iraklılara yalvardın? Onuda geçtik ülkenin yarısını niye Irak’a kaptırdın? Referandum sonucunun buraya varacağını herkes dilendirirken sen nara atıyordun. Türibünlere oynuyordun. Alkış alıyordun. Kendinden geçiyordun. Mest oluyordun. Seninle birlikte savunucun “çok bilmişler,“ “çok politikler“ her gün bağımsızlık ilan ediyordu. Şimdi mi utançlarına boğulmuşlar. Dut yemiş bülbüle dönmüşler. Sesi solukları kesilmiş. Boynu bükükleri oynuyorlar.

Bakınız! “Çok bilmişler,“ “çok politikler,“ kendisinden bağımsızlık beklediğiniz “serok“unuz Mesud Barzani’nin kendi ağzıyla itirafları ortadadır. Sömürgeciye yalvararak “bizim dayatma, bağımsızlık ilan etme, sınır belirleme diye bir düşüncemiz yoktu,“ diyor. “Zaten bunun içinde referandum yapmadık,“ diye itirafta bulunuyor. “Ne olur, bizimle konuşun, kanalları kapatmayın,“ diye Irak Başbakanı Haydar Abadi ve Irak yetkililerine yalvarıyor.

Biz böyle olacağını daha baştan söyledik. Bu adamın bağımsızlık ilan etme diye bir derdi yoktur. Türibünlere konuşuyor, boyundan büyük laflar ediyor dedik. Bunu dediğimiz için kimi “çok bilmiş“lerin(!) “çok politik“lerin(!) hedef tahtası olduk.

Şimdi ne oldu? Haydi “çok bilmişler,“ “çok politikler,“ konuşun. “Serok“unuz sizi niye kandırdı? Bunu sorgulayacak mecaliniz var mı? Yok, çünkü kafa çukurunuzda olmayan beyninizi rehin bırakmışsınız, ruhunuzu satmışsınız.

Size acıyoruz. Sizden çok halkımıza çok acıyoruz. Onları hayal kırıklığına uğrattığınız için çok acıyoruz. Bu milletin duygularıyla oynadınız. Bağımsızlık gibi yüce bir hedefle oynadınız.

Niçin?

Biz bunuda baştan belirttik. Hewler İktidarı, insan hakları ihlalleriyle, hortumculuğuyla hem halkımız, hem uluslararası güçler nezdinde sicili çok kirlenmiştir. Bunu perdelemek için bağımsızlık ipine sarılmıştır. Ama o ip efendileri sömürgecilerin elindedir. O iple kör bir kuyuya iniyorlar. Orada boğulurlar dedik. Onlar boğulsun umurumuzda değil ama Kürdistan bağımsızlığınıda boğdular.

Kürd milleti, halkın duygularıyla oynayan, umutlarını kıran, bağımsızlık yürüyüşünü sekteye uğratan bu sahtekarlar ve onların kapısından öten “çok bilmiş“lerden “çok politik“lerden bunun hesabını mutlaka soracaktır.

22 Ekim 2018