939CB853-84E5-4142-8E61-0EFC5B5B9D5AUlusların özgürlükleri, onların yaşamlarının tek varlık nedenidir. Kürdistan da bir ulusun doğum sancıları yaşanıyor. Bu ulusun doğumuna hangi devletin ebelik yapacağı tartışılıyor. ABD Bağımsızlık mücadelesi, dünyamızda yeni, çağdaş modern ulusların doğuşunun habercisiydi. Avrupa’nın klasik ulus devleri doğmadan çok önceleri Kuzey Amerika da gelecek kuşakların sosyal uluslarının doğuşuna şahit olmuştuk. ABD bağımsızlık mücadelesinden çeyrek bin yıl sonra, Kürdistan da aynı sosyal ve politik özelliklere sahip sosyal bir ulus doğuyor.   

Kürt ulusunun ABD’den kazanabilecekleri en paha biçilmez politik destek, onların sömürgeciliğe karşı kazandıkları bağımsızlık mücadelelisinin derslerini doğru kavrayıp kendi özgürlükleri için hayata geçirmektir. Amerikan devrimi, Kürdistan devriminin tarihteki ilk uygulamasıdır.

Britanya krallığının Amerika da 13 bölgeden oluşan sömürge yönetimi vardı. Amerika’nın sömürgeleri, Britanya Krallığının dan bağımsızlığı hiç düşünmemişlerdi. İngiltere’yi anavatan olarak görüyorlardı.  Devrimciler de bu bölgelere göre örgütlendiler. Her bölge kendi kongresini oluşturdu. Bu süreçte, bu bölge Kongreleri devrimci bir hükümet yapısı yarattı. Hareketi finanse etmek için kredi faturaları düzenledi. Bölge savunması için bir ordu düzenledi ve devleti oluşturan anayasa ve haklar yasasını yazdı. Amerika’daki bu sömürgeler de kendi aralarında bir kongre oluşturmuştu. Amerika Birleşik Devletleri düşüncesi dünya devrimini savunan İngiliz asıllı bir devrimci tarafından ileri sürülmüştü.  Bağımsızlığın zorunluluk olduğunu açıklayan bildirge halkı silahlı direnme mücadelesine hazırladı. Bağımsızlık bildirgesi silahlı mücadeleyi meşrulaştırdı.

Amerikan Bağımsızlık Bildirisi, On Üç Sömürgenin Büyük Britanya Krallığı’ndan ayrı olarak bağımsızlıklarını ilan ettikleri belgedir.  Kongre tarafından 2 Temmuz 1776 tarihinde onaylanmış 4 Temmuz’da ilan edilmiştir; Bildiride şu sözler yer almaktadır:

 “Bütün insanların eşit yaratıldıklarına; yaratıcıları tarafından onlara hayat, özgürlük ve mutluluğu arama hakkı gibi geri alınamaz bazı haklar verildiğine inanıyoruz“.

Bu belgede ifadeye kavuşan yönetim ilkeleri için Thomas Jefferson şöyle demiştir:

 “Biz şu gerçeklerin açık olduğu görüşündeyiz: bütün insanlar eşit yaratılmışlardır, onları yaratan Tanrı kendilerine vazgeçilemez bazı haklar vermiştir, bu haklar arasında yaşama, özgürlük ve refahını arama hakları yer alır, bu hakları korumak için insanlar arasında meşru, iktidar hak ve yetkilerini yönetilenin rızasından alan hükümetler kurulmuştur. Herhangi bir hükümet şekli, bu amaçları tahrip eder bir nitelik kazanırsa, onu değiştirmek veya kaldırmak ve temelleri kendi güvenlik ve refahlarını sağlamaya en uygun görünecek ilkeler üzerine dayanan, güç ve yetkiyi aynı amaçla örgütleyen yeni bir hükümet kurmak o halkın hakkıdır“.

Bağımsızlık bildirgesinin genel hatları özetle;

Ulusların hakkı: Aşağıda gerçekler bizim için gayet açıktır: Tüm insanlar eşit yaratılmışlardır; Yaradan’ları tarafından bağışlanmış, belli bazı vazgeçilemez haklara sahiptirler; yaşam, özgürlük ve mutluluğa erişme hakları da bunların arasındadır. Bu hakları güvence altına almak amacıyla, insanlar kendi aralarında yönetimler kurarlar; bu yönetimler gerçek güçlerini, yönetilenlerin onamasından alırlar; herhangi bir yönetim biçimi, bu hedeflere ulaşmada köstekleyici olmaya başladığında, bu yönetimi değiştirmek ya da düşünmek, yeni bir yönetim kurmak ve bu yeni yönetimin yetkilerini ve dayandığı temelleri, güvenlik ve mutluluklarını sağlayacağına en çok inandıkları bir biçimde düzenlemek ve kurmak, halkın hakkıdır; aslında sağgörü, uzun bir geçmişi olan yönetimlerin sudan ve geçici nedenlerle değiştirilmemesini buyurur; bu yüzden insanların durumlarını düzeltmek amacıyla alışılagelen yönetim biçimlerini değiştirmek yerine, kötülüklere katlanmayı yeğlediklerini deneyimler göstermiştir; ancak sürekli aynı amaca yönelik, uzun bir yolsuzluklar ve zorbalıklar silsilesi, ulusu, mutlak bir despotizme sürüklemek niyetini açığa vurursa, o zaman böyle bir yönetimi yıkmak ve gelecekteki güvenlikleri için yeni koruyucular seçmek, o ulusun hakkı ve görevidir.

Bildirge sonuç olarak şu politikaları belirlemiştir:

Bu yüzden, Genel Kongre halinde toplanan biz ABD temsilcileri, görüşlerimizin doğruluğuna, dünyanın en yüce Yargıcı’nı tanık tutarak, bu kolonilerin halkından aldığımız yetkiyle, onların adına, Birleşik kolonilerin özgür ve bağımsız devletler olduklarını ve bunun hukuken böyle korunacağını; Büyük Britanya Krallığı’na karşı her türlü yükümlülükten kurtulmuş olduklarını; bu kolonilerle Büyük Britanya Devleti arasındaki her türlü siyasal ilişkilerin sona erdirildiğini ve bunun böyle kalacağını; özgür ve bağımsız devletler olarak, savaş açmak, barış ilan etmek, antlaşmalar yapmak, ticareti düzenlemek ve diğer tüm bağımsız devletlerin yapabileceği her şeyi yapmak hakkına sahip olduklarını resmen açıklar ve ilan ederiz. Ve bu bildirinin korunması için, Tanrı’nın inayetine tam bir güvenle, yaşamlarımız, servetlerimiz ve en kutsal varlığımız olan onurumuz üzerine ant içeriz.

Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’ni yazan beşli komite ve kabul eden delegeler sadece bir ülkenin bağımsızlığını ilan etmemiş aynı zamanda bütün insanların özgür ve eşit olduğunu, insanların doğuştan gelen ve kaybetme ihtimali olmayan, hükümetler veya devletler tarafından bağışlanmamış ve onların keyfine tabii olmayan haklara sahip olduğunu ilan etmiştir. O dönemde Amerika’da kadın-erkek eşitsizliği, siyah-beyaz ayrımcılığı vardı ve Amerikan Bağımsızlığı yayınlandıktan uzun süre sonra bile bunlar çözüme kavuşturulamadı. Fakat Jefferson’ın yazdığı gibi “bir toplumun, yaşayışında bir ideali tamamen gerçekleştirememiş olması, bu ideali değerden düşürmez.”

Dünya devrimleri üzerindeki etkileri inkâr edilemeyecek kadar etkileyici olmuştur.  Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi, tüm Avrupa’da ama özellikle Fransız aydınları üzerinde bir etki yapmıştır. Fransızlar, bu belgeyle kendi aydınlarının söylediklerini tekrar hatırlamışlardır ve bu belge kafalarındaki düşünceleri dirilişe geçirmiştir. Fransızlar bir avuç Amerikalının küçük salonlarda özgürlük ve bağımsızlık üzerine konuşmalar yapıp kararlar almalarına, bu uğurda savaşmalarına imrenerek ve hayranlıkla bakmışlardır. Amerikan halkına yardım için giden Fransızlar, buradaki tecrübeleriyle birlikte Fransa’ya geri dönmüşlerdi Fransız İhtilali’nde önemli görevler almışlardır. Bu bağlamda Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi Magna Carta gibi yerel kalmamıştır, insan haklarının dünyada yayılması için ilk adım sayılabilir. Latin Amerika’nın bağımsızlık savaşları, 1808 ile 1826 yılları arasında gerçekleşen ve Latin Amerika’da bir dizi bağımsız ülkenin yaratılmasıyla sonuçlanan devrimlerdi. Bu devrimler, Amerika’daki İngiliz, İspanyol, Portekiz ve Fransız kolonileri üzerinde derin etkiler yaratan Amerikan ve Fransız Devrimlerinin izindeydiler.

Eğer 1789 Fransız devrimi, dünya devrimlerinin anası ise, 1776 Amerikan devrimi dünya devrimlerinin babasıdır. Amerika da özgürlük mücadelesi başlamamış olsa idi, Fransa da devrimi hayal etmek bile mümkün değildi. İnsanlık, özgürlük, eşitlik ve bağımsızlık düşüncelerini Amerikan devrimine borçludur.

Bin yıl, insanlık tarihinde önemli bir zaman dilimidir. Bu zaman diliminin yarısında Amerika kıtası yeni dünya olarak anılırdı. Çeyrek bin yıl önce   bütün dünyanın politik yaşamını değiştiren bir devrim yaşadık. Dünyamızın ilk sömürgeciliğe karşı silahlı mücadelesinin başarı ile sonuçlandığı Amerikan Bağımsızlık savaşı, çağımızın devrimler tarihini başlattı. ABD sömürgeciliğe, ırkçılığa, ayrımcılığa ve insan hakları ihlallerine karşı mücadelenin simgesidir.

Devrimler hiçbir devletin, ulusun veya ideolojinin özel mülkiyetinde değildir. Nasıl ki bilim insanlığın ortak zenginliği ise, sosyal veya politik devrimlerde bütün insanlığın kolektif zenginliğidir. Amerikan halkının sömürgeciliğe karşı silahlı mücadelesi ve başarısı da bütün dünya halklarının ve sömürgelerinin zaferidir. Birleşik Devletlerin bağımsızlık savaşı, dünyamızdaki ilk demokratik devrimin de başlangıcı olmuştu. 

1789 Fransız ihtilali Amerikan devrimini kendisine kılavuz olarak görmüştü. 1917 Rus Bolşevik devrimi ezilenlerin ve sömürülülerin cumhuriyeti olmayı hedeflemişlerdi. 20 ci yüzyılda sayısız devrimler oldu.  Nice devrimler kendi ideolojilerinin esiri oldular.  Hiçbiri Amerikan devrimi gibi uzun ömürlü olamadı. Devrimlerin evrensel insani değerini zaman belirliyor.

Dünyada ilk anayasal cumhuriyetin kurulduğu ülke ABD 1789 Fransız devriminin ilham kaynağıydı. Bütün dünyayı, halkların kolektif cumhuriyeti olarak birleştirme ideali çağının en devrimci düşüncesidir. Sömürgeciliğe karşı ilk silahlı mücadelenin ana yurdunda, insan hakları ve özgürlüklerin ilk kez devletlerin anayasasına girişi devrim tarihinde bir başlangıçtı. Dünyamızda sömürgecilik döneminin BM tarafından bittiğinin ilan edilmesinde ABD in rolü belirleyici idi.  Amerikan bağımsızlık mücadelesinin bu idealleri, Kürdistan devrimine de ışık tutacak kadar devrimci ve ilericidir.

Özgürlük, yaşamdır.   “Ya İstiklal ya ölüm ” söylemi 23 Mart 1775 tarihinde Patrick Henry, İkinci Virginia Sözleşmesi’ne yaptığı bir konuşmadan atfedilen bir söylemdir.  Amerikan devrimin önderleri, insanların özgürlüklerinin yaşamlarından daha değerli olduğunu ileri sürerek bağımsızlık mücadelesine başlamışlardı. Tarihte ilk kez sosyalizm düşüncesi bu devrimde yaşam hakkı buldu.   Thomas Paine, bütün dünyada ki toprakların, dünyamızdaki yaşlıların ve engellilerin insanca yaşaması için finans kaynağı olarak kullanılmasını ileri sürmüştü. İlk modern sosyalizm, 19. yüzyılın başlarında ABD de gerçekleştirmeye çalışıldı. Bu dönemde sosyalizm, başta İngiliz asıllı Robert Owen, tarafından ABD hükümetinin desteği ile ABD de denendi. ABD de Kapitalizm sosyalizm ile birlikte doğdu.  Dünyada sosyalizm gelişmeye başlayınca, ABD de materyalizm gelişti ve kendi devrimlerinin hedeflerinden saptılar.

Bazı köşe yazılarında ABD in Kürtlere rağmen Kürdistan da yeni bir devlet kuracağı iddia ediliyor. Amerika Ortadoğu’da yeni bir ulus inşasının kendi amaçları olmadığını ilan etmişlerdi. Buna rağmen, bölge de politik varlıklarının stratejik öneme sahip olduğunu defalarca vurguladılar.   Ortadoğu’da bir Kürdistan devletinin kurulmasını belli koşullarda ABD mutlaka ister ve destekler. Bundan hiçbir şüphem yok.  Hangi koşullarda yardımcı olur veya desteklemek zorunda olmasının konjonktürü nedir, bu gibi konular bir köşe yazısının kapsamını çok aşar. Önemli olan, ABD veya Kürdistan üzerinde hak iddia eden devletlerin ne istediği değil. Kürt ulusunun politik geleceğini nasıl belirlemek istediğidir.

Ulusların yaşamı, özgürlükleri ile mümkündür. Ulusların özgürlüğü ise politik iradeyi yaşama uyarlamakla mümkündür. Kürdistan ı geleceğini belirleme hakkı Kürdistan ulusunundur.

Ekim 21 2018

Ali Doğan