GOP (Genişletilmiş Orta Doğu Projesi)’nin bağımsız bir Kürt devleti içerip içermediği konusu ve kuşkusu çoğu kimsenin aklını kurcalayan bir sorun olarak yanıtını aramaktadır. Zihnimizde tatlı bir kaşıntı yaratsa da; korkularımız ve eski Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi’nin indirgemeci kateşizminin şekillendirdiği fikir altyapımızın, bizi bir türlü rahat bırakmayan o eski ‘ezberimizin’ halen şöhretini korumakta olduğu gerçeği ile yaşadığımızdan endişeli yaklaşım tarzımızı elden bırakamıyoruz.

CBA71E92-AC30-4F19-99CF-927D98F238DE

ABD liderliğindeki GOP’nin bir Kürt devleti barındırıp barındırmadığı kuşkusu esasen GOP dinamiğinin yeterince anlaşılmadığını göstermektedir. Kuşku, gerçeği objektif biçimde irdeleme özelliğini yitirdiğinde bilimsel olmaktan çıkar ve ‘yeninin’ karşısında mütereddit öznelciliğe dönüşür. Bu proje baştan hazırlanmış ilaç reçeteleri dağıtan, herkesin hisse senetlerinin önceden dağıtıldığı borsa endeksi veya “var mıdır yok mudur” diye papatya falı bakma basitliğine indirgenecek bir olay değildir. GOP ABD’nin Dünya Liderliğini tahkim etme projesi olduğuna göre ciddi bir stratejik bağlamı bulunmaktadır ki başarı ve başarısızlığı ABD’nin Küresel hâkimiyetini doğrudan etkileyecektir. Dolayısıyla GOP büyük hayati bir mücadeledir. ABD’nin dahi bunun sonucunda ‘ne olacağı’ meçhulken; “azizim, Kürt devleti var mı yok mu?” diye evham geliştirmek hem manasız hem de avantacılığın dışavurumudur.

GOP ABD’nin 21.Yüzyıl manifestosudur. Küresel kapitalizmin ABD liderliğinde yeniden yapılandırılarak yeni bir hiyerarşi kurulmasını öngörmektedir. Ve kapsama alanında bulunan devletler restorasyon değil, ciddi yıkım beklemektedir. Bu yıkım toplumsal alt-üst oluşlar ve yeni bir karmaşa yaratmaktadır. Buradan da stratejinin taktik boyutları açığa çıkarak yerel ayakları oluşmaktadır. GOP dinamiğinde gücünüze, yeteneğinize ve programatik özelliklerinize göre kaplayacağınız bir alan ortaya çıkmaktadır. “Ben var mıyım?, ‘bana ne var’ avantacılığı yerine bu değişim dinamiğinin neresine yerleşebilirim diye düşülmelidir. ‘Tamlanan’ değil, ‘tamamlayan’ olabildiğiniz oranda ağırlık sahibi olabilirsiniz. ABD ve Müttefikleri 1991’de Irak’a müdahale ettiğinde Kürtlerin durumu hiç de iç açıcı değildi. Hatta pek hesaba katıldıkları bile söylenemez. Fakat ’91 Raperiniyle kitlesel olarak ayağa kalktığı için stratejide kendilerine bir yer ayrıldı. Saddam’ın devrildiği 2003 tarihinde ve sonrasında Irak’ı dizayn etme aktörüne dahi dönüştüler. Aynı şey Kürdistan’ın Güneybatısında yaşandı. Kürter öyle bir dinamik oldular ki, ABD, bu dinamik üzerinden Suriye’ye yerleşti ve GOP’nin taktik gücüne dönüşerek stratejiye eklendiler. GOP bize kaderimizi dağıtmıyor, onu değiştirme fırsatı sunuyor. Yarattığı değişim dinamiği ezilen ve yoksanan halklara ve inanç akımlarına makus talihini değiştirme olanakları yaratmaktadır. Müdahale devrimci sonuçlar yaratmaktadır. Bunun önemli örneği Kürtlerdir. Ve ABD bilhassa Kürtlerin bu dinamik yapısını kavramış bulunmaktadır. Ona göre kıymet vermektedir. Statükobozumcu özelliği en güçlü halk olarak ilişkilenmiş bulunmaktadır. Bu ilişkilenme stratejik değer kazanmıştır. Kürtler ABD stratejisinin tamamlayıcı halkalarından biridirler. Kürtleri egemenlikleri altında tutan devletlerin ve özellikle Türkiye’nin ABD ile bozuşmasının temel nedeni budur.

ABD/GOP müdahalesinin yarattığı yıkım elbette gerici statükoların yıkımıdır. Bu yüzden hepsi birbirine sarılmaktadırlar. Kürt dinamiğini boğmak için her yola başvurmaktadırlar. Kürtler M.Ö. 1436-1412 tarihlerinde Mısır’la yaptıkları ittifaktan beri ilk defa ABD gibi bir dünya gücü ile ittifaklanmaktadırlar. Tarihi bir olanak Kürtleri böyle yakalamışken, bunu nasıl ilerletebilir ve kazanım elde edebilirim yerine Soğuk Savaş’tan kalma zihinsel algoritmayla hareket edip “bu çıkar ilişkisidir, ABD bizi satar mı vb” yaklaşımlar yıkımla yüzyüze olan gerici statükonun pompaladığı kuşkulardır. Eğer gücünüz, yeteneğiniz ve ulusal programınız bu değişim dinamiğine hitap etmiyorsa, azami oranda ondan istifade etme esnekliğine sahip değilse gayet doğal olarak yeni sürecin dışına atılırsınız. Bunun suçunu ABD’ye atmanın rasyonel bir yanı yoktur.

Ulusal işbirliğiniz sizi egemenlikleri altında tutanların çok gerisinde kalıyorsa ve yüzlerce yılın ayağınıza getirdiği bu fırsatı değerlendirme motivasyonu ve yeteneğinden yoksunsanız suçlamak neye-kime yarar ki!? Efendim ABD bizi satabilir, deniliyor. Kime satacak? İran Molla gericilerine mi? Esat diktatörüne mi? IŞİD kafalılara mı? Eğer ulusal işbirliğinizi güçlendirip demokratik tarzda bir güç olursanız satmaktan ziyade size paha biçilemez. Efendim ABD nereye demokrasi götürmüş ki, diyenler. İkinci Dünya savaşından sonra Batı Avrupa’ya demokrasi “götüren” ABD değil miydi? Güney Kore’ye siz mi götürdünüz? Ya Tayvan’a? Yoksa bunu söyleyenler Sovyetler Birliği’nde demokrasi olduğunu mu sanıyor halen. Doğu Avrupa’da demokrasiyi kim inşa ediyor ki? Kübalılar mı yoksa Kuzey Koreliler mi? Bu tür sistem tartışmalarını Kürtlerin önüne sürerek GOP’ni engellemek için her şeyi yapan Rusya ve kolladığı bölge gericiliğinin güçlendirildiğinin farkında mıyız?

Tarihte Avrupa’daki Yüzyıl Savaşları, Otuz Yıl Savaşları, Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya savaşı vd nasıl ki yeni dinamikler ve devlet yapıları ortaya çıkardıysa bu Üçüncü Dünya Savaşı da benzer bir rol oynayacaktır. Çözülen imparatorluklar yıkılınca tarihin yeni güçleri nasıl filizlendiyse, şimdi de benzeri yaşanacaktır. Tarihte halklar nasıl ki güç ve yeteneklerine uygun mevziler elde ettiyse günümüzde de öyle olacaktır. Kürtler ulusal işbirliklerini ve modern dünyanın programına esnek katılımlarını nasıl güçlendirebiliriz tartışması yapacaklarına, eski Mîrliklerin parçalı bölüklü pozisyonları misali partici parçalanmışlıklarını ikame ediyorlar, durmadan! Esnek işbirliği yeteneklerini geliştiremedikleri gibi, bu büyük hengâmenin küresel boyutunu anlamakta da imtina ediyorlar. Bilimsel olmayan kuşkuları onları çekinik (resesif) davranmaya ve giderek kabuğunun içine itmeye sevk ediyor. Bu da onları egemenlikleri altında tutan devletlerin etki alanına sürüklüyor. ABD ve Batı Koalisyonu “Kürt devleti kurar mı” sorusu bu anlamda avantacı bir sorudur. Kürtlere rağmen kimse Kürt devleti kurmaz. Tıpkı Birinci Cihan Harbi sonrası kurulamadığı gibi. ABD bu konuda kararlı gözüküyor. Kürtlerin kararlılığı bununla orantılı değilse kimsenin yapacağı bir şey yoktur. ABD ile başaramayan, ABD’siz nasıl başaracaksa buyursun göstersin mi demeliyiz? Yoksa üçüncüsünde de olmadı dördüncü Dünya Savaşına ertelensin mi? diyeceğiz…

15.10.2018