RUSYA NİYE KARIN SANCISI ÇEKİYOR?  

Hasan H. Yıldırım & Hussein Erkan

75746851-1A3D-4444-A9BA-A969F565C6EE

Son dönemler de Rusya, Kürdlere karşı tarihten gelen gerçek politik tutumunu bir kez daha yüksek perdeden seslendirdi. Kürdlerin bir statüko sahibi olmaması için tıpkı sömürgecilerimiz gibi bir tutum sahibi olduğunu ortaya koydu. Rusya’nın Kürdlere karşı bu tutumu yeni değildir. Bu tutumun Çarlık ve Leninli, Stalinli SSCB döneminde izlenen tutumun devamı olduğunu gördük. Bunun nedenini ortaya koymak Kürdler açısından hayati bir sorundur.

Rusya çok milletli ve milliyetli bir imparatorluktur. Bünyesinde sayısız millet ve milliyet barındırmaktadır. Bunu da, bu millet ve milliyetler üstünde kurduğu baskı ve zor sonucu korumaktadır. Rusya’da hiçbir dönem demokratik bir ortam oluşmadı. Daima sorunlu bir sistem sahibi oldu. Bu da, onu iki kez dağılmakla karşı karşıya getirdi. Şimdi bunun bir benzerini daha yaşamakla karşı karşıyadır. Dağılmamak için kendisi gibi çevresini saran diktatörlüklere sarılmakta ve bu ülkelerin “siyasi ve toprak bütünlüğü“nün korunmasını kendisine görev bilmektedir. Şu an ABD’nin bölgemizde başlattığı GOP’ne karşı Irak, Suriye, İran ve Türkiye’nin “siyasi ve toprak bütünlüğü“nü korumayı kendine görev bilmesinin ve bunuda ancak Kürdlerin bir statükoya sahip olmamasıyla olacağından hareketle politik bir hat oluşturmuştur. Bunun nedeni bu sömürgeci ülkelerin dağılması sonrası sıranın kendisine geleceği korkusunu yaşamasıdır. Rusya’nın çektiği karın sancısının esas nedeni budur. Rusya’nın dağılmasını önlemek için çırpınmaktadır. Bu yazımızda bu konuyu irdelemeye çalışacağız. Belki bir bütün olarak konuya açıklık getiremiyebiliriz. O zaman başka Kürdler bunu derinleştirir ve sorun açığa kavuşmuş olur.

Artık konuya geçebiliriz. Bilindiği gibi Recep Tayyip Erdoğan TBMM’nde yaptığı son konuşmasında, “ABD, kuzey Suriye’deki YPG ve PYD’ye silah yüklü yaklaşık 19 bin kamyon gönderdi. Bu silahları kime karşı kullanacaklar? Sizden silah almak istedik ve bunu reddettiniz. Ama, o silahları terörist gruplara veriyorsunuz.”

Birileri Reisi uyarsın. Gelen kamyon değil, tırdırlar. Dahası bu ara sayı 25 bini buldu. Reis’in uykusunu kaçıracak bir rakam. Kolay değil, gelen silah ve bunlarla çelik çomak oynanılmayacak. YPG üzerinde Kürd ordusu inşa edilecek. Korkunç bir şey. Türkiye, genelde Kürdleri varlık, yokluk nedeni saymakta ve özelde YPG’yi “güvenlik tehdidi“ olarak görmekte ve “kökünü kazıyacağız,“ iddiasında bulunmaktadır. Bu, mevcut konjonktür de bir tehdit olmasının ötesinde bir anlama gelmiyor desekte şu an Türkiye’de hakim olan Avrasyacıların ne yapacağını tahmin etmek güç. Hele kendilerini kışkırtan Rusya ve İran olunca.

Geçenlerde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavron, “Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik ana tehdit, ABD’nin direkt kontrolü altında bağımsız ve özerk yapıların oluşturulduğu Fırat’ın doğu yakasından kaynaklanıyor.”

Onu Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin takip etti: “Türk tarafının Afrin’de faaliyetlerini gerçekleştirirken yaptığı açıklamaları çok ciddi bir şekilde ele aldık. Türklerin bu bölgeye terörle mücadele etmek için, ulusal güvenlik çıkarlarını temin etmek için geldiğini gördük. Buna saygıyla yaklaşıyoruz.”

Rusya, Efrin’i Türklere işgal ettirmesiyle Kürd millet karşıtlığını bir kez daha açığa vurmuştur. Bu, bir taraftan Kürdlerin zihnini açarken, diğer yandan ABD-Kürd ittifakınada yardımcı olmuştur. Çünkü Rusya bu hamlesiyle Kürdler ve ABD’nin işini daha da kolaylaştırmıştır.

Sergey Verşinin Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova takip etmiştir. Yaptığı haftalık basın açıklamasında, “Maalesef, Fırat’ın doğusundaki durum giderek daha fazla endişe uyandırıyor. Bu bölge neredeyse tamamen Kürd müttefiklerine dayanan Amerikalılar tarafından yönetiliyor… Onların, Fırat’ın doğusunda, mevcut Suriye Anayasası’na aykırı olarak özel idare oluşturma çabaları, tüm bunlar maalesef olumlu sonuçlar doğurmuyor. Biz bunu karadaki durumdan görüyoruz… Fırat’ın doğu kıyısındaki gelişen durum gittikçe daha rahatsız edici hale geliyor. Böyle bir yarı-devlet inşası, Kürd olmayan nüfusu, Arapları, Süryanileri, Türkmenleri rahatsız eder.”

Tüm bunları alt alta yazıp okuduğumuzda Rusya, Suriye’de iki NATO ülkesi ABD ile Türkiye’yi askeri olarak karşı karşıya getirmek istemektedir. Bununla ABD politikasını boşa çıkarmaya ve Türkiye’yi tam olarak kucağına oturtmak istemektedir. Şu an Türkiye’de hakim olan Avrasyacılar buna çok yatkındır.

Peki, Türkiye böyle bir maceraya kalkışır mı?

Hem evet, hem hayır. Türkler, Kürdlerle kafayı sıyırmıştır. Kürd ilerleyişi uykularını kaçırtmıştır. Ne yapacaklarını şaşırmışlardır. Kürdlerin varlığına düşman Türk egemenlik sistem sahipleri, her koşulda Kürdlerin bir statü sahibi olmasını istemezler. Bunun için elinden ne gelirse onu yapmaya çalışırlar. Fakat bu durum sadece Kürdlerle Türkler arasındaki bir sorun değildir. Sorun başkalarınıda, yani Rusya, İran, Suriye ve tabii ki ABD ve müttefiklerinide ilgilendirmektedir. Çünkü Kürd/Kürdistan sorunu milletler arası bir sorun haline gelmiştir. Bu koşullarda Türkiye’nin Kürdistan’ın Güneybatısı’na (Rojava) bir işgale kalkışması bazı devletler destek versede karşılarında ABD gibi bir dünya gücünü bulurlar. Türkiye bunu göze alır mı derseniz zor olmakla beraber “sonra kaybedeceğime hele şimdi bir şansımı deneyeyim,“ diyebilir.

ABD’nin istediği bir durum değildir. ABD, bu aşamada Türkiye ile bir çatışmadan yana değildir, bundan kaçınıyor. Kendilerine diş biliyor ama onunla uzlaşı yolları arıyor. Sen şimdilik bekle diyor. Çünkü ABD’nin şimdilik birinci önceliği İran Molla Rejimini tasfiye etmeye ayarlıdır. Amacı şudur. İran’ı Suriye ve Irak’ta çıkarmaktır. İsrail’in güvenliğini sağlamaktır. Kürdler üzerindeki baskısını azaltmaktır. Suriye’de siyasi bir çözümü egemen kılmaktır. Bunlar gerçekleşmedende Suriye’den çekilmeyeceklerini defalarca yetkili ağızlarında dile getirildi. Burada bizi yani Kürdleri birinci derecede ilgilendiren sorun Suriye’de siyasi çözüm boyutudur. Bunun anlamı Kürdleri bir statüye kavuşturmaktır. Doğrudur, ABD, bunu açıkça ifade etmiyor. Bir bütün olarak Kürd düşmanı güçlerin şimşeklerini üzerine çekmek istemiyor ama pratikte yaptığı budur. Düşman bunu görüyor ve uykuları kaçıyor. Fakat her ne hikmetse çoğu Kürd siyasal gücü bu gerçeği görmüyor.

Ki bu konu da ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, son noktayı koydu. Son açıklaması iyi okunmalıdır. Bunun anlamı şudur. Kürdler, Kürdistan’ın Güneyi’nde söz sahibi olacaktır. Ki Suriye devlet sınırları içinde en çok PYD/YPG önderliğinde direnen Kürdler oldu. Bunun karşılığı Suriye’nin eski sisteminin devamı değildir, Başta Kürdler olmak üzere her millet ve mezhebin bir statüye kavuşacağıdır. Başkaları bir yana Kürdler bunu hak ediyor. Bu statü ne mi olur denilirse ilk etapta gevşek bir federasyon olur. Fakat burada durmaz. Süreç her millet ve mezhebin kendi bağımsızlık yoluna evrilmesiyle devam edecektir. GOP bunu öngörmektedir. Kim engelemeye çalışırsa çalışsın bunun önü alınamaz.

Sorun ABD politikalarından kaynaklanmıyor. Sorun Kürd siyasal hareketlerin çıkmazındadır. Kimi siyasal güç, maddem Kürdistan’ın Güneybatısı’ndaki (Rojava) mücadele benim önderliğimde değil kazanımda olmasın noktasındadır. Bunun başını Irak-PDK çekmektedir. PKK’nin ise bu konudaki tutumu net değildir. Söylem farklı, pratik farklı seyretmektedir. Pratiğe uygun bir söylemde bulunamıyor. Çünkü PKK ve ona endeksli yapılar üstünde çok kötü oynandı. Bağımsızlık rafa kaldırıldı. Bunun yerine “sömürgeci devletlerin siyasi ve toprak birliği,“ “ortak vatan,“ “halkların kardeşliği,“ “birlikte yaşam,“ monte edildi. Şu an başta Rojava olmak üzere tüm Kürdistan sathındaki sıkıntı buradan kaynaklanmaktadır. Bu aşılabilir mi? Buna kuşku duymuyoruz. Kürd hareketi esas mecrasına akacaktır. Buna inanıyoruz. Kürd milletinin istemi budur. ABD’nin 21.Yüzyıl projesi GOP bunu öngörmektedir.

Defalarca şuna işaret ettik. Özelikle Kürdlerin dikkatini buraya çekmeye çalıştık. GOP yüzyılımızın projesidir. Her ne kadar Kuzey Afrika’yıda içine alan Orta Doğu’ya yeniden şekillendirecek bir proje denilsede aslında GOP, Orta Doğu üzerinden dünyayı yeniden inşa projesidir. Devletler yıkılacak, sistemler değişecek, yıkılan devletler bölünecek, bunun üzerinde millet ve mezhep temeli yeni devletler kurulacak. Proje sahiplerinin söylemi budur, pratiğide bunu göstermektedir. Ki etkisi bununla sınırlı kalmayacaktır. Rusya’yıda büyük oranda etkileyecektir. Irak, Suriye, İran ve Türkiye’nin düşmesiyle çevresi boşalan Rusya, bu projeyle karşı karşıya gelecektir. Rusya mevcut idari sistemiyle bu proje karşısında duramayacaktır.

Burada kimi birey ve siyasi çevrelerin, “niye hemen gerçekleşmiyor?“ düşüncesi var. Bu konu da özelikle biz Kürdlerin çok acelemizin olduğu doğrudur. Fakat proje sahibinin acelesi yok. Sistemi sarsmadan, bir kriz yaratmadan yavaş, yavaş, karşıtlarını alıştıra alıştıra emin adımlarla ilerliyor. Yoksa ABD’nin elinde bulunan kozlarını deveye koysa dünyayı bir ayda siyasi ve ekonomik olarak allak bulak yapar. En basitinde interneti bir ay kapatsa dünya ekonomisi felce uğrar. ABD, bunu yapar mı derseniz olağanüstü bir durum doğmadan buna baş vurmaz. Çünkü müttefikleride zarar görür.

Fakat projesine çomak sokan güçleride bu konu da sürekli uyarmaktanda geri kalmıyor. Özelikle kendisine kafa tutan Rusya ve Avrupa’ya dediği şudur. Çünkü çok dırdır, mızmız ediyorlar. Kendilerine dedikleri çok fazla ileri gidiyorsunuz, akılı olun. Sadece –Rosneft, Gazprom- hakkında soruşturma açsam veya ambargo uygulasam ekonomik olarak çökersiniz. Fakat yapmıyor. Ama gündemine uygun Orta Doğu’yu şekillendirmeye devam ediyor. Kendisi mevzi kazanırken, yöneldiği güçler giderek kaybediyor. Ve kimsede bunu engelleyemiyor.

Kimi aklıevvel, “ABD Orta Doğu’ya saplandı,“ “ABD kaybetti, kaçacak,“ deyip dursun ABD her gün bir mevzi kazanıyor. Kendisiyle birlikte müttefikleri, yani Kürdler. Tüm bunlar hepimizin gözleri önünde olup bitiyor. İşin tuhafı bazı Kürd birey ve siyasal çevreleri düşmanın iddialarını çok ciddiye alıyor. Burada ABD’nin ve doğal olarak Kürdlerin kaybedeceği sonucuna varıyorlar. Böyle bir şey olmayacak. ABD ile birlikte Kürd milleti kazanacaktır.

ABD, kültürüyle, demokrasisiyle, ekonomisiyle, askeriyesiyle, politikasıyla yerli yerine oturmuş istikrarlı bir sisteme sahiptir. Bu özelikleriyle dünya gücüdür. Bu sistemi dünyayada egemen kılmak istemektedir. Kendi sisteminin bekası için bunu zorunlu görüyor. GOP ile bunu bölgemizde uygulamaya koyuyor. Ki GOP’nin etkisi sadece yaşadığımız coğrafya ile sınırlı kalmayacaktır. Bu en çok Rusya’yı etkileyecektir. Rusya, ABD’nin özelde Suriye’de, genelde Orta Doğu’da gerçekleştirmek istediği sistemin Rusya’yı çok zora sokacağının farkındadır. Bu sistem yarın Rusya sınırına dayanacaktır. Toplumuna yansıyacaktır. Bu nedenle Rusya, bugün Suriye’de olan bitenden Suriye şahsında kendini görmektedir. Bu nedenle ABD’nin planını boşa çıkarmaya hayati bir mesele olarak görmektedir. Suriye, İran, Türkiye ve Irak’ın düşmesi sonrası sıranın kendisine geleceğini görüyor. Bunu engelemenin mücadelesini veriyor. Bu nedenle İran, Suriye ve Türkiye’ye sarılmış bulunuyor. Bu sömürgeci ülkelerin “siyasi ve toprak bütünlüğü“nü kendine bu kadar dert etmesinin nedenide budur.

Rusya, bugün diktatörlükle yönetilen bir ülkedir. Geçen yüzyılda iki imparatorluk -Rus Çarlığı ve SSCB- yıkılmasına sahne olan bir ülkedir. Şu anki diktatörlükle yönetilen Rusya’nın akibeti diğerlerinden farklı olmayacaktır. Putin ve çevresindeki diktatörler bunu görüyor. Bunu toplumun iç dinamikleriyle engellemek için ne kültürel, ne demokrasi, ne ekonomik olarak güçleri yetiyor. Rus sistemi, ABD’nin çabaları karşısında çökmekle karşı karşıya kalacaktır. Çünkü Rusya’yı oluşturan sözde “bağımsız devletler topluluğu“nun her birimi küçük diktatörlerin denetimindedir. Moskova’daki diktatöre bağımlıdırlar. Bir nevi onların siyasi komiserleridirler. Tayinle gelir, tekmeyle giderler. Aralarındaki ilişki sömürgeciliğin yeni dönem versiyonudur.

Bu çağdışı sistemin ABD’nin yerleştirmek istediği demokratik sistem karşısında ayakta kalma şansı yoktur. Rusya darmadağın olacaktır. Aslında bu süreç Çarlık döneminde başladı. Almanya’nın desteği ile Lenin bu süreci “sosyalizm“ adı altında durdurdu. Rusya’nın dağılmasını engeledi. SSCB’nin dağılma sürecinde de bu durum bir kez daha gündeme geldi. Bunuda yeni Rus diktatörleri zor ve baskı ile milletlerin bağımsızlığının önünü kesti. Bu durum bu ülkelerde doğal olarak demokrasinin gelişmesinin önünüde kesmiş oldu. Katı diktatörlükler kuruldu. Hepsi birer mafya çetesi gibi ülkeleri yönetmektedirler. Ülkelerin gelir kaynaklarına el koyan bu mafya çeteleri halkı açlığa ve sefalete sürüklediler. Bunun en bariz örneği Ermenistandır. Gelen iktidar gideni arattı. Zaten gelir düzeyi düşük olan Ermenistan’da var olanada bu mafya çeteleri el koydu. Halk kurtuluşu ülkeyi terk etmede buldu. Nüfuzu 8 milyon olan Ermenistan’da bugün ancak 3 milyon insan yaşamaktadır. Rusya Federasyonuna bağlı sözde “Bağımsız Devletler Topluluğu“nun hepsinin durumu budur. Bu sistem uzun süre yaşayamaz. İç dinamiklerle bunun aşılmasıda çok zordur. ABD’nin GOP ile bu aşılacaktır. Bu ülkeler demokrasi yoluna gireceklerdir. Yeni Rus çarlarının korkusu budur.

Rusya, mevcut sistemi korumak için çevresindeki diktatörlere sarılmıştır. Kendi bekasını onların şahsında keşfetmiştir. İran, Suriye ve Türkiye’nin “siyasi ve toprak bütünlüğü“nü savunmasının esas nedenide budur. Rusya’nın bekası, bir nevi bu ülkelerin bekasıyla örtüşmüştür. Bu ülkelerin dağılması demek Rusya’nında dağılmasının stardı olacaktır. Bu nedenle bu ülkeleri desteklemekte, ABD politikasını boşa çıkarmaya çalışmaktadır. Tüm çabaları bunu engellemeye yöneliktir. Buna güçleri yeter mi derseniz, bunun çabasını verecekler ama engellemeye güçleri yetmeyecektir. Kazanan ABD ve müttefikleri Kürd milleti olacaktır.

Bakınız! Bugün yaşadığımız dünyada en temel, en gelişmiş yaşam araçları 500 daldır. Bunların 350 kalemine ABD ve İsrail hükmetmektedir. Onların kontrolündedir. Patent hakkı onlara aittir. Geriye kalan 150 kalem diğer ülkelere aittir. Bu durumda yaşamsal araçlara sahip olanlar doğal olarak dünyaya hükmetmektedir. Bu koşullarda Rusya’nın veya bir başka gücün ABD ile rekabet etme gücü olamaz. ABD karşısında Rusya’ya misyon biçenlerin dedikleri propaganda amaçlı değilse büyük bir yanılgı içindedirler. Bunun ötesi Rusya mevcut idari sistemiyle dünyaya liderlik yapabilecek bir potansiyele sahip değildir. Bir kere çağa uygun bir sistem sahibi değildir. İdari sistemi çağ dışıdır. Zaten ittifak ettikleri güçlerde aynı özeliktedirler. Bu nedenle bu sistemin tasfiyesi kaçınılmazdır.

13 Ekim 2018